24 Ağustos 2008 Pazar

Kitap Okuyarak Bilgi Toplumu Olmak / İ. Gürşen Kafkas

Kitap Okuyarak Bilgi Toplumu Olmak / İ. Gürşen Kafkas

Bitkisel belleğimizin tapınağı olan kütüphaneler can çekişiyor. Kitap okuma kültüründen ekran kültürüne geçişin burukluğu yaşanıyor. Okumayı sevmeyen bir toplum olduk. Elektronik devrim çağı kitap okumayı gölgeledi.

Kitap okuma sevgi ve alışkanlığı önce evde anne babalar, okullarda öğretmenlerce verilmelidir. "Televizyon renkli ama .. kitap okumak da gerekli" özdeyişi yüreklere işlenmeli. Okullarda öğrenmeyi ve okumayı öğretecek yetenekte, okuma alışkanlığı edinmiş nitelikli öğret­men yetiştirilmelidir. Ulusal ya­ratıcılığın bilgi toplumuyla ger­çekleşeceği kavratılmalıdır. Mustafa Kemal'in: "Çağdaş Türkiye'yi yaratmak için var gü­cümüzle çalışmalıyız." "Okuyan, araştıran bir toplum' yaratılmalı­dır. " "Okuyan gözde ben va­rım." diye okumanın önemini vurgulayan özdeyişleri rehberimiz olmalıdır.

İnsanların yaşlanmayan tek dostu olan kitaplar, her zaman, her yerde ve herkes için aydın­lanmacı bir ışık olmalıdır.

Cumhuriyet kurulduğunda, bu büyük değişim ve başarı kültür zenginliği ile taçlandırıldı. Bu ne­denle "Cumhuriyetin temeli kül­türdür" özdeyişiyle beslenerek değerlendirildi.

Bireylerin gelişmesi, çağdaş bir bilgi toplumu oluşturma, okuma zenginliği ile kazanılacaktır.

Bireyler okuyarak farklı dramlar, farklı kavramlar ve farklı ,betimlemeleri yeniden yaratma şansı yakalayabilirler. Köy Enstitüsünde okurken yılda yirmibeş kitap okuma zorunluluğumuz vardı. Okunan kitaplar, irdeleniyor, özetleniyor ve tartışılıyordu. O günlerin dar koşullarında dünya klasikleri ve o yılların Türk yazarlarının eserleri okunuyordu. Silik, ışıklarda okunan kitapların tadına varılıyordu.

Aklın ışıkları karanlıkları deliyor ve tan yeri ağarıyorken biz yine kitap okuyorduk. Kitabın zevki damak tadı gibi ruhumuzu ok­şuyordu.

Eğitimin ana ilkesidir okumak. Danton, "Eğitim, ekmek ve sudan sonra en zorunlu gıdadır" öz­deyişinde ruhsal ve bedensel beslenmenin önemini vurgulayan imgelere değiniyor.

Goethe, "Okumayı öğrenmek sanatların en güç olanıdır" özdeyişiyle okumayı öğrenmenin güçlükle başarılan bir sanat olduğunu belirtiyor.

Öteden beri "Türkler okumayı sevmiyorlar" anlatımı beni üzüyordu. Yıllardır yaz aylarında uğradığım turistik yerlerde yabancı gezginlerin kitap okuma tutkularını kıskanarak izliyordum. Turistik yerlerde giyim-kuşam ve yiyecek yerlerinin çokluğunun yanında kitap satış merkezlerinin azlığından yakınıyordum. Bu yıl büyük bir değişimle karşılaştım. Edremit/Akçay'da tam yedi kitap satış noktasında, kitap satışlarının yoğunluğunu gözlemledim. Önemli yazarların kitaplarının çok düşük fiyatlarla satıldığını iz­ledim. Kitapçıların, "Üç kitap on lira", "Biz kazanmayalım, vatandaş okusun" sloganları teşvik edici ayrı bir güzellikti. Kumsallarda güneşlenen her yaşta in­sanlardan yüzde 10 -15'inin kitap okuduğuna tanık oldum. Geçmişte yüzde 1-2 olan bu rakam değişmiş ve gelişmişti. Ki­tap okumanın kabuk değiştir­mekte olduğunun sevincini ya­şıyorum. Bireyler okudukları ki­tapları karşılaştırıyor ve irdeli­yorlar.

Ovidus'un, "Gençliğini kitap­la beslemeyen ulusların sonu acıdır" özdeyişi etkileyici bir uya­rıdır. Artık bizim insanımızın da otobüslerde, tren, vapur, kumsal ve pikniklerde kitap okudukları­na tanık oluyoruz. Önceki öz­deyişin aksine "Türkler kitap okumayı seviyorlar" şeklindeki değişimden sevinç duyuyorum. Okuyan, araştıran, aydınlanan bir bilgi toplumu olmanın düşü­nü kuruyorum. E. Gibbam'ın "Okumayı hiçbir servete değiş­mem" özdeyişinin anlam zen­ginliği beynimin kıvrımlarını bes­liyor.

Ruhsal yapımızın ve bilgi zen­ginliğimizin ana kaynağı kuşku­suz okumayla gerçekleşecek­tir. Victor Hugo'nun: "Taş iseniz mihenk taşı olunuz, bitki iseniz ilaç Olunuz" özdeyiş i olmamız ge­rekenlerini öğütlüyor.

Dilimiz Türkçeyi güzel konuş­ma, sözcük zenginliği, cümle kurma alışkanlığı edinme de yine okumayla olabilecektir. Nazım Hikmet: Ferhat'ın Şirin'e ses­lenişinde "Dilim kadar,Türkçem kadar güzelsin" özdeyişiyle Türk­çemizin güzelliğini anlatılıyor. Alcott, "Ümitle açılıp, kazançla kapanan kitap iyi kitaptır" özde­yişiyle iyi kitapların temel özel­liklerini sıralıyor.

ÖZET: Toplumsal kalkınma­mızın ve kültürel başarımızın ana öğesi olan kitapların okunması tutkuya dönüşmelidir. Kitaplar, sessiz ve uzun soluklu dostluk­larının yanında sevgi ve bilgi kaynaklarımızdırlar. Bireyin dü­şünce zenginliği, sorunları daha iyi algılama yetisi kazanması, Türkçeyi düzeyli ve güzel konuşma akışı edinmesinde de et­kili birer unsurdurlar.

Bilgisiz bir toplum olmaktan kurtulmak için bireylerin nitelik­li olması önkoşuldur. "Okumayı öğrenmeyen, çuval taşımayı öğ­renir" özdeyişi gerçekçi bir yak­laşımdır. "Bir yapıya konmayan taşları taş saymam / kitaba eğilmeyen başları baş saymam" özdeyişinde, okumayan bireylerin boş olduğu anlatılmaktadır. Kon­füçyüs'ün: "Tanrım!.. bana kitap dolu bir evle, çiçek dolu bir bah­çe ver" yakarışı, kitap okumanın ve kitabın önemini doğa sevin­ciyle örtüştüren bir yaklaşımdır. Bilgi açlığımızı kitaplarla, ruhsal yapımızın onarımını çiçeklerle destekleyen bu yakarışı ben de içselleştiriyorum.

* * * * * * * * * * * * * * *

KAYNAK: İ. Gürşen Kafkas -Cumhuriyet,23.08.2008


Hiç yorum yok: