22 Ekim 2018 Pazartesi

Köy Enstitülüler: Biz ATATÜRK Gençleriyiz



Köy Enstitülüler: Biz ATATÜRK Gençleriyiz. / KÖY ENSTİTÜLÜLER: Emeğin Tanrısal bir güç olduğuna ve Aşık Veysel'in dediği gibi, Tanrı ne kadar cömert de olsa tembeli tutmayacağına, işgücüne ve üretime dayanmayan eğitim ve öğretimin efendi-köle düzenini sürdüreceğine, kısa zamanda kalkınmak için paradan puldan çok insan yüreğini ve elini işletmek gerektiğine, bilimi tek mürşit saymakla birlikte en büyük bilim düşmanlarının bilim cüppesi giyenler arasında bulunabileceğine, bilimin özgürlük gibi her gün yeniden kazanılması gerektiğine inananlar. / Kaynak: Köy Enstitüleri Üzerine-Sabahattin Eyüpoğlu, Cumhuriyet Kitapları Tarih Kültür Dizisi. Nisan 1999

Cumhuriyetin AYDINLANMA IŞIĞINI yakanlar: KÖY ENSTİTÜLÜLER



Cumhuriyetin AYDINLANMA IŞIĞINI yakanlar: KÖY ENSTİTÜLÜLER / On yedi Nisan dünya eğitim tarihine Tonguç adında bir Türk'ün değeri gittikçe daha iyi anlaşılacak bir fidan diktiği gündür. Bizim budadığımız bu fidan, özgürlük savaşımız gibi, dünyanın bir çok ülkelerinde, özellikle Hindistan'da, Türkiyeden getirildiği saklanmayarak dikilmiş ve yüzlerce Hint Köy Enstitüsü doğmuştur. Bu fidanın kısaca tanımlanması ÜRETİCİ EĞİTİM'dir. / Kaynak: Köy Enstitüleri Üzerine-Sabahattin Eyüpoğlu, Cumhuriyet Kitapları Tarih Kültür Dizisi. Nisan 1999

17 NİSAN; Cumhuriyetin ve Aydınlanmanın ışığı KÖY ENSTİTÜLÜLERİNİN Bayramı



On yedi Nisan, kısa bir süre içinde olsa, çoşkun bir imecede el ele vermenin sevincini tatmış insanların bayramıdır. Neydi o mutlu, o mutlu günlerde, yediklerini hak eden, aldıklarından çoğunu veren, emeklerinin boşa ve sömürücüye gitmediğini gören gençlerin elleriyle yeşerttikleri topraklar üstünde kutladıkları on yedi Nisanlar? Bilmeyenler ne bilsin, bilenlere selam olsun! 1968

Kaynak: Köy Enstitüleri Üzerine-Sabahattin Eyüpoğlu, Cumhuriyet Kitapları Tarih Kültür Dizisi. Nisan 1999

30 Nisan 2018 Pazartesi

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Etkinlikleri, 2018

Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Etkinlikleri

17 Nisan 2018, Köy Enstitülerinin 78. resmi kuruluş yıldönümü


Anadolu topraklarına bir rönesans ışığı gibi vuran Köy Enstitüleri kuruluş yasası 17 Nisan 1940 günü çıkmıştı.

Anadolu halk kültürüne ayaklarını basarak Doğu ve Batı kültürleri arasında bir köprü kurmaya, hümanist bir kültür devrimiyle yeryüzünü selamlamaya durmuş enstitülerin öncesinde eğitmen kursları vardı.
Her biri birer devrimci önder olacak yoksul Anadolu çocuklarının her sabah okullarının önünde tuttukları horonda Sis Dağı’nın başından horona çağırdığı Tonguç Babayı saygı ve özlemle anıyoruz.
Günlük politikanın tozu dumanı Köy Enstitüleri’ne olan gönül borcumuzun ve sorumluluğumuzun üzerini örtmemeli;
Ülkesinin toprağına, coğrafyasına, kültürüne saygılı, tarım ve hayvancılık üzerinden üretimi önde tutan, insanını aş ve iş sahibi yapan, özgür örgütlenmelerle kitleleri günlük yaşama etkin olarak katan, paylaşımcı, dayanışmacı, yöntem araştırmacısı bir eğitimle genç kuşakları yetiştirecek geleceğin Türkiyesinin temelleri geçmişimizdeki o sabah yıldızının ışıltısında göz kırpıyor bize… Halkız biz; çoğunluğuz; tek yapmamız gereken bir araya gelmek, omuz omuza vermek; Anadolu imece geleneğindeki gibi tek vücut gibi olup ileri doğru yürümek…
Köklerimizden, özgürlük fidelerinden, Anadolu imecesinden aldığımız güçle çoğalacak kardeşliğimiz, sağ sol doğu batı demeden güçlenecek yurttaşlık bilincimiz,
Bugüne ve yarına, Köy Enstitüleri’nden aldığımız esin ve bilginin ışığında bakmalı, günün değişen koşullarında o ruhu, yarım kalmış o mucizeyi tartışmayı sürdürmeliyiz…
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Ankara Şubesi olarak düzenleyicisi ve katılımcısı olduğumuz, olacağımız etkinliklerin listesi aşağıdaki gibidir.
Tanıtım malzemesi hazır oldukça kalanları da paylaşacağız.
Tüm dostları bekliyoruz etkinliklerimize…
14 Nisan Cumartesi Ankara CUMOK,
15 Nisan Pazar İstanbul Ataşehir
17 Nisan Ankara Çankaya Çağdaş Sanatlar Merkezi Mehmet Ayhan etkinliği
17 Nisan Edremit Eğitim İş etkinliği,
19 Nisan Ankara Çayyolu Platformu
20 Nisan Batıkent ADD,
21 Nisan Edirne ÇYDD,
27 Nisan İstanbul Maltepe (YKKED İstanbul Anadolu Yakası Şube, Eğitim Sen ile) ,
-29 Nisan HASANOĞLAN ONURUMUZDUR – HASANOĞLAN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
http://www.telgrafhanesanat.org/yeni-kusak-koy-enstitululer-dernegi-etkinlikleri-4056.html

25 Nisan 2018 Çarşamba

KÖY ENSTİTÜLERİ ve 17 NİSAN MUTLULUĞU!

KÖY ENSTİTÜLERİ ve 17 NİSAN MUTLULUĞU!

Nevzat Çağlar Tüfekçi / 17/04/2017 / Bodrum Yarımada Günlük Siyasi Gazete
Köy Enstitüleri, 17 Nisan 1940 yılında çıkarılan, 3803 sayılı yasayla kuruldu. Amacı da, eğitim yoluyla köyün ve köylünün kalkındırılmasıydı. “Nitekim bu kurumların, kuruluşlarından kapanışlarına kadar geçen on küsur yıllık faaliyet süresi içinde; etki alanlarına giren köylerin şaşırtıcı bir hızla kalkınmalarının yanında, buradan çıkanlardan ülkede seçkin bir yazarlar grubunun yetişmiş olması bile bu enstitülerin verimlilik gücünü kanıtlamaya yetmektedir.” ( Prof. Dr. Adil İzveren, Toplumsal Törebilim, Ankara, 1980)
CHP iktidarda ve İsmet İnönü Cumhurbaşkanı’dır. İnönü, Milli Eğitim Bakanlığı önerisini, 28 Aralık 1938 tarihinde, Hasan Ali Yücel’e götürür. Yücel’in Milli Eğitim Bakanı olmasıyla, Yücel ve dönemin İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç elele vererek, ‘Köy Enstitüleri’ projesini hayata geçirirler. Türkiye’de ilk defa bir aydınlanma hareketi başlamış oldu. Bu hareket ve eğitim modeli, kısa süre içinde toplumsal bilincin oluşmasının ve uyanışın da ana unsuru oldu.
Toplumsal yapı olarak köyün, birey olarak köylünün uyanmasından rahatsız olan toprak ağaları/feodal güçler; Köy Enstitülerinin kapatılması için fırsat kollamaya başladılar. Bu güçler emellerine, 1950 yılında iktidara gelen DP zamanında kavuştular. Köy Enstitüleri 1954’de çıkarılan 6234 sayılı yasayla temelli kapatıldı.
Köy Enstitülerinin kapatılmasından sonra, bu uygulamanın mimarlarından, Milli Eğitim Bakanı olarak Türk toplumuna önemli hizmetlerde bulunan Hasan Ali Yücel, 19 Nisan 1954 tarihli Cumhuriyet gazetesinde, “Bir Bayram Günü”başlıklı yazısında, enstitüleri şöyle değerlendiriyordu: “Şimdi bu 14 yıl içinde Köy Enstitülerinden alınan sonuçları görelim. Memleketin 20’den fazla bölgesinde, çocuklarımızın kendi emeğiyle kurulmuş birer okuma-yatma-yemek yeme yerleriyle atölyeleri, sahneleri, spor sahaları, ulusal ve uluslararası konularda heykelleri ve resimleri, amfileri, ağaçlıkları ve tarlaları, suları ve elektrikleri ile köy hayatının icapları ihmal edilmeyerek yapılmış örnek duraklar ve ocaklar… Köy Enstitülerinden çıkan köylü çocuklarımızın memlekete nasıl canla başla hizmet ettiklerini göstermek için bir iki sayı vermek istiyorum. 1938-1939 ders yılında Türkiye İlkokullarında 813.532 öğrenci vardı. Bunun 500 bin’e yakını şehirlerde, geri kalanı köylerdeydi. Oysa bugün şehirlerde 560.148, köylerde 1.221.740 öğrenci vardır. Bunu halen çalışmakta olan 17.251(Kadın: 1308-Erkek: 15.943) Köy Enstitülü öğretmenimize borçluyuz. Bunu söylemekle, diğer 17 bin öğretmenimizin hizmetlerini küçümsemek istemiyorum. Fakat onlar da takdir ederler ki Enstitülü arkadaşları olmasaydı bu yüksek başarıya erişmek, uzun yıllar bizim için mümkün olmazdı.”
Köy Enstitüleri uygulamasının toplumumuzun gelişmesinde, sosyal ve kültürel açılardan yararlarını yadsıyamayız. Kalkınmakta olan birçok ülkenin örnek eğitim modeli olarak aldığı Köy Enstitülerinin, “Geri kalmış/gelişmemiş bir ülkede, eğitim yoluyla toplumsal kalkınmanın, en sağlam ve en uygun bir yol olduğu”; yabancı düşünür, gazeteci, eğitimci ve politikacı pek çok kimse tarafından da kabul edilmiştir. 
Enstitüler, gerici feodal güçlerin baskısıyla kapatılmasaydı ve uzun yıllar devam etseydi ne olurdu? Toplumsal gelişmişlik ve eğitim düzeyi daha ileri konumda olurdu. Eğitim sistemimiz bugün içinde bulunduğu bu sorunları yaşamazdı. Köy Enstitüsü modelini bugün için uygulayabilir miyiz? Bu da mümkün değil. Amaç ve işlev yönünden, eğitim felsefesi bakımından bu sistemden, bugünkü eğitim sistemimize aktarabileceğimiz bazı şeyler olduğuna inanıyorum…
Bugün Köy Enstitülerinin 77. Kuruluş yıldönümü. Köy Enstitüleri, aydınlanma anlamında, bir mutluluktur!






Köy Enstitüleri'nin 77. kuruluş yıldönümü kutlanıyor

Köy Enstitüleri'nin 77. kuruluş yıldönümü kutlanıyor

Hüseyin ÖZBALI / ELMADAĞ(Ankara), (DHA) - http://hurriyet.com.tr

CUMHURİYETİN toplum yapısını yönlendirici uygulamalarının en belirgin örneklerinden biri olan Köy Enstitüleri'nin kuruluşunun 77'nci yılı, ülke çapında anma ve anlama toplantıları yapılarak törenlerle kutlanıyor. 17 Nisan 1939'da kurulmasına başlanan köy enstitüleri, kısa sürede yurt genelinde sayıları 21'e ulaştı. 30 Nisan 2017'de ise son etkinlik, Köy Enstitülü köylü çocuklarının kendi elleriyle kurduğu Hasanoğlan Köy Enstitüsü yerleşkesi içinde bulunan Amfi Tiyatro'da 30 Nisan Pazar günü birçok kurum, dernek ve sivil toplum kuruluşunun katkıları ile kutlanacak.
Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği (YKKED) öncülüğünde yapılan toplantıların en önemli ayaklarını oluşturan Ankara'da, şube başkanı yazar Alper Akçam, Köy Enstitülerinin UNESCO tarafından gelişmekte olan tüm ülkelere örnek eğitim modeli olarak önerilmiş çok önemli bir girişim olduğunu söyledi. Akçam, "Cumhuriyet kuruluşunun eğitimde Anadolu köyüne, kırsalına uzanmak amacıyla oluşturduğu bu girişim, kurucusu İsmail Hakkı Tonguç (Baba Tonguç) öncülüğünde bir kültür devrimine, halk kültürünün adeta yeniden doğuşuna ve evrensel bilgi ve estetikle kucaklaşmasına yol açmıştı. 1924 yılında Cumhuriyetin eğitim ve öğretim sorunlarına çözüm bulabilmek için çağırdığı ünlü ABDli eğitbilimci John Dewey, 1946 yılında Le Monde gazetesine yazdığı yazıda, 'Hayalimdeki okullar Türkiye'de yaşama geçti' demişti. Köy Enstitüleri, aynı zamanda Batı ve Doğu kültürleri arasında kurulmaya çalışılan bir köprüydü. Aşık Veysel'in, Müdami'nin, Daimi'nin, Ali İzzet'in usta öğretici olduğu, hafta sonu şenliklerinde doğaçlama olarak seyirlik köylü oyunlarının oynandığı enstitülerde batı ve doğu klasikleri serbestçe ve birlikte okunuyor, Molier'in Shakespeare'nin oyunları sahneleniyordu.
Her sabah öğrencilerin halk oyunları oynayarak başladığı gün, demircilik, marangozluk, duvarcılık işliklerinde, tarlada tohum ekerek, ekin biçerek, süt sağarak, modern yöntemlerle balıkçılık ve arıcılık yaparak, su yolları açarak, kurulan trafolarda elektrik üretilerek devam ediyor, her öğrenci mutlaka bir müzik aletini çalmayı öğreniyor, derslerin hazırlanmasında ve okul yönetiminde öğretmenlerin yanında öğrenciler de yer alıyordu" dedi.
Alper Akçam, yaparak ve yaşayarak, üretim için öğrenmenin, Anadolu imece geleneğinin okulu olan Köy Enstitüleri'nin kapatılmasının ülkemizin kültürel olarak kolay maniple edilebilecek bir konuma gelmesine yol açtığını da belirtti. Köy Enstitülerinin, eğitim ilkelerinin bugün dünyadaki başarılı eğitim örneklerinde de yaşıyor olduğunu belirten Akçam, Ankara'da yaptıkları yedi ayrı etkinlikle Köy Enstitüleri'nin değişen koşullar ışığında yeniden tartışmaya açmaya çalıştıklarını söyledi. Son etkinlik, Köy Enstitülü köylü çocuklarının kendi elleriyle kurduğu Hasanoğlan'daki Amfi Tiyatroda 30 Nisan Pazar günü yapılacak ve halka açık olacak.



24 Nisan 2018 Salı

KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN



KÖY ENSTİTÜLERİNİN 77. KURULUŞ YILDÖNÜMÜ KUTLU OLSUN
Köy Enstitüleri Anadolu’nun aydınlanma meşaleleri olarak “köye öğretmen ve köye yararlı diğer meslek erbabını” yetiştirmek üzere 1937 yılında açılmaya başlandı. 17 Nisan 1940 yılında da 3083 sayılı yasayla, Hasan Ali Yücel’in Milli Eğitim Bakanlığı ve İsmail Hakkı Tonguç’un önderliğinde kuruldu.

Köy Enstitüleri’nin kurulduğu dönemde Türkiye, eğitim düzeyi düşük, sanayisi cılız, nüfusunun yüzde 80’i köyde yaşayan bir ülkeydi. Bu yıllarda ülkede okuryazarlık düzeyi yüzde 25 civarındaydı. Nüfusu 18 milyona yaklaşan Türkiye’de 1939-40 ders yılında ortaokul öğrencilerinin sayısı 92 bin, lise öğrencilerinin sayısı da ancak 26 bin civarındaydı.

Köy Enstitüleri’yle ekonomik ve toplumsal kalkınma birlikte hedeflenmiş ve Türk köylüsünün üzerindeki bilgisizlik, cahillik örtüsü kaldırılmaya çalışılmıştır. Çünkü okuryazar olmayan bir toplum ile Atatürk Cumhuriyetinin hedefi olan çağdaş uygarlığa ulaşılamazdı. İşte Köy Enstitüleri ile bu eksiklik giderilmeye çalışılmıştır.

Köy Enstitüleri, savaştan çıkmış, viraneye dönmüş, yanmış, yakılmış Anadolu ile yoksullukla, cehaletle boğuşan Anadolu insanını uyandırma, ayağa kaldırma, uygar bir Türkiye yaratma projesiydi. Öğrenciler; öğreniyor, öğrendiklerini uyguluyor ve üretiyordu. Bu dönemde köy çocukları eğitildikten sonra köylerine tarımda, sanatta, zanaatta ve sağlık alanlarında öğretmen olarak geri gönderilmiştir. Köy Enstitülerinin başlıca amacı kırsal alanı kalkındırmak, köylüyü eğitmek ve eğitmenlerle köylüyü üretici duruma getirmekti.

Ancak bu yüksek dinamizm ve Cumhuriyetçi kadronun kazandırdığı ivme gerici ve tutucu egemen güçlerden tepkiler almaya başlamıştı. Ülkenin toplumsallaşma sürecini kolaylaştırmak için gerçekleştirilen Köy Enstitüleri girişimi, kazandığı onca olumlu sonuca karşın dinsel değerlerin çöküşüne neden olduğu gerekçesi ve komünizm geliyor korkutmalarıyla tamamlanamadı. Önce bilinçli olarak içi boşaltılan ve yozlaştırılan Köy Enstitüleri kapatılarak Anadolu’nun en önemli aydınlanma projesi ortadan kaldırıldı.

Bugün öğretmen yetiştirmeden başlayarak eğitim sisteminin yaşadığı pek çok sorunun kaynağında Köy Enstitüleri’nin kapatılması yatmaktadır. Enstitülerin kapatılması Türkiye’nin aydınlanma tarihinde gericiliğin zaferi olarak yerini almıştır.

Bugün Köy Enstitüsü ruhunu yeniden yakalamak ancak çağdaş, üretken ve demokratik eğitim yöntemini ulusal eğitim sistemimizin her aşamasına uygulayarak; eleştiren, sorgulayan çağdaş bireyler yetiştirmekle olur. Üretken ve yaratıcılığın desteklendiği eğitim anlayışı bugün yaşadığımız eğitim sorunlarının da çözümü olarak görülmelidir. İşte o zaman Atatürk’ün ve cumhuriyetin öğretmenlerden istediği ‘Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür’ nesilleri yetiştirebiliriz.

77. Kuruluş Yıldönümünde Köy Enstitüleri’nin ilerici, demokrat ve aydınlanmacı geleneğine sahip çıkıyoruz. Eğitim-İş olarak amacımız; Köy Enstitülerinin felsefesi, heyecan ve ruhunu okullarımızda yaşatmak, tüm yurtta cumhuriyetin, aydınlanmanın ateşini yeniden yakmak, ülkemizin geleceğine umut ve ışık olabilmektir. Eğitim-İş, Mustafa Necati’den, Hasan Ali Yücel’den, Fakir Baykurt’tan, hepsinden önemlisi Başöğretmenimiz Mustafa Kemal’den devraldığı bu görev ve sorumluluğu yerine getirme azim ve kararlılığındadır.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *