24 Temmuz 2015 Cuma

SELAM OLSUN GERALİ(Sarayköy-Denizli) KÖKENLİ İNSANIMA VE GERALİ DOSTLARINA



SELAM OLSUN GERALİ'NİN GÜLEN YÜZLÜ GÜZEL İNSANLARINA VE GERALİ DOSTLARINA. 
SİZLERİ GERALİ GÖRSELLERİ EŞLİĞİNDE SÜMER EZGÜİ'NÜN HARİKA YORUMUYLA "ANADOLUDAN GELDİK" DİYORUZ.

7 Mayıs 2015 Perşembe

GÖNEN KÖY ENSTİTÜSÜ - 1946 YILINA AİT BİR GÖRSEL


Gönen Köy Enstitüsüne ait 1946 yılında çekilmiş bir görseli"Arif Doğan Nostalji" facebook sayfası paylaşımlarından alarak siz Köy Enstitüsü sevdalılarına aktarmak istedim. 
Anadolunun bağrından çıkmış bu güzel yüzlü kızlı erkekli bir zamanların çoban ateşi, Anadolu aydınlanmasının yurtsever insanları, sevgili öğretmenlerimiz, iyi ki vardınız da, ne mutlu ki bizlere, sizlerin bilgi dağarcığının ve Anadolu aydınlanmasının nimetlerinden yararlanabildik. 
Halen aramızda olan sevgili öğretmenlerimize gönüllerince bir yaşam dileriz. Sonsuzluğa uğurladıklarımızın anıları önünde saygıyla eğiliriz, ışıklar içerisinde uyusunlar o derin uykularında, iyi ki vardılar, biliyor ve inanıyorum ki; onlar, sevgili öğrencilerinin anılarında hep varlar ve de var olmaya devam edecekler.

20 Kasım 2014 Perşembe

24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ


        24 KASIM ÖĞRETMENLER GÜNÜ 

tüm yurtsever öğretmenlerimize kutlu olsun.
Ne mutlu ben Mustafa Kemal'in öğretmeniyim diyen sevgili öğretmenlerimize,
Ne mutlu Mustafa Kemal idealinin ardılı sevgili öğretmenlerimize.

“Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herşeyden evvel Türkiye’nin istikbâline, kendi benliğine, millî an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzûmu öğretilmelidir.” (1 Mart 1922 TBMM açış konuşmasından)



SEVGİLİ ÖĞRETMENLERİMİZDEN HALEN ARAMIZDA OLANLARA GÖNÜLLERİNCE BİR YAŞAM DİLER, SAYGILARIMIZI SUNARKEN, YİTİRDİĞİMİZ SEVGİLİ ÖĞRETMENLERİMİZE TANRIDAN RAHMET DİLERİZ. İYİ Kİ VARDINIZ DA ÖĞRENCİLERİNİZ OLDUK SEVGİLİ ÖĞRETMENLERİMİZ. SİZLERİ ASLA UNUTMADIK, GÖNÜLLERDE VE ANILARDA YAŞIYORSUNUZ, YAŞAMAYA DA DEVAM EDECEKSİNİZ.


Sevgili dostlar, 24 KASIM Öğretmenler Günü anısına; 1960'lı yıllarda Sarayköy Okullarında görev yapan sevgili öğretmenlerimizin görselleriyle oluşturduğumuz bu albümü, siz dostlarla paylaşmak istedik. 

O kuşak öğretmenlerimiz Cumhuriyetin 2-3. kuşak bireyleri olarak, genç Cumhuriyetin gerçek birer eğitim emekçileriydiler. Uğraşlarında ana eksen Atatürk ideali, yurt ve insan sevgisiyle donatılmışlıktı. 

Bizler onlardan öğrendik, sevgiyi, dostluğu, kardeşliği, biz onlardan öğrendik Atatürk'ümüzü, yurt ve dünya sevgisini. Halen yaşamda bizlerle birlikte olan sevgili öğretmenlerimize sağlıklı ve gönüllerince bir yaşam dilerken, aramızda olmayan, sonsuzluğa uğurladığımız sevgili öğretmenlerimize Tanrıdan rahmet diliyor, anıları önünde saygıyla eğiliyoruz.


24 Eylül 2014 Çarşamba

Eşekli Kütüphaneci - Fakir Baykurt


Mustafa Güzelgöz ve Eşeği
(Eşekli Kütüphaneci / Fakir Baykurt)

Ürgüp'te bir eşek heykeli olduğunu biliyor muydunuz?
Eşeğin heykeli mi olurmuş dediğinizi duyuyor gibiyim.
Eğer o eşek yıllarca köylere kitap taşımışsa neden olmasın?
Tabii asıl konu kütüphaneci Mustafa Güzelgöz'ün hikayesidir.

Yıl 1943.
Genç Mustafa’nın tayini kütüphaneci olarak Ürgüp Tahsin Ağa Kütüphanesi’ne çıkar. Devlet memurluğu o dönemde süper bir şey, çünkü özel sektör falan yok. Bizimki kütüphanede heyecanla okurları bekler; bir gün olur, beş gün olur, gelen giden yok.

Etraftakilerle konuşur, herkese anlatır:
Bakın kütüphane bomboş duruyor, gelin kitap okuyun.” Gelen giden olmaz. Amirlerine durumu bildirir.
Kardeşim otur oturduğun yerde, maaşını düzenli alıyon mu, almıyon mu?
– Alıyorum.
– Eee, o zaman ne karıştırıyon ortalığı, gelen giden olsa maaşın mı artacak? Başına daha fazla bela alacan, o kütüphaneye yıllardır kimse gelmez zaten…

23 yaşındaki genç memur “Ne yapayım, ne yapayım?” diye düşünür durur. Sonunda aklına bir fikir gelir, eşine söyler. Eşi önce “Deli misin bey?” der, ama kocasının bir şeyler üretme, işe yarama çabasını yakından görünce fikri kabullenir.
O dönem devletteki amirlerinin çıkardığı tüm engellerin tek tek, binbir güçlükle üstesinden gelir.
Çünkü o zaman da şimdiki gibi, “Aman bir şey yapmayalım da başımıza bir iş gelmesin. Çalışsan da aynı maaş, çalışmasan da“ zihniyeti aynen var.
O bıyıklı, kravatlı, asık yüzlü, sigara kokan, arkalarındaki Atatürk resminden utanmayan, ama ülkesine gram faydası da olmayan bürokratları zorlukla ikna eder ve bir eşek alır.
İki tane de sandık yaptırır. İki sandığa, kalınlığına göre 180-200 kitap sığar. Sandıkların üstüne “Kitap İare (Ödünç) Sandığı” yazar. Kitapları eşeğe yükler ve köy köy gezmeye başlar.
Kütüphaneye de bir yazı asar:
Sadece Pazartesi ve Cuma günleri açıyoruz.”
Köydeki çocuklar şaşırır.
Eşeğe bir sürü kitap yüklemiş bir amca, o gariban çocukların küçücük ellerine kitapları verir. Düşünün, Noel Baba gibi. Noel Baba yalan, Mustafa Amca ise gerçek. Geyikler yerine eşeği var.

Eşek de daha gerçek, Mustafa Amca da.
Çocuklar bunları okuyun, aranızda da değişin. On beş gün sonra aynı gün gelip alacağım. Aman yıpratmayın, diğer köylerdeki arkadaşlarınız da okuyacak” der.
Mustafa artık Ürgüp’teki kütüphanede bir iki gün durmakta, diğer günler eşeği Yüksel’le köy köy gezmektedir.
Köylerdeki çocuklar Eşekli Kütüphaneciyi her seferinde alkışlarla karşılarlar. Kalpleri küt küt atar heyecandan, sevinç içinde yeni kitapları beklerler. Mustafa Amca‘nın ünü etrafa yayılır. Diğer devlet memurları makam odalarında sıcak sıcak oturup iş yapmazken, Mustafa’nın eşeği Yüksel yediği otu hepsinden fazla hak etmektedir.
Zamanla insanlar kütüphaneye de gelmeye başlar.
Mustafa bakar ki kütüphaneye kadınlar hiç gelmiyor.
Zenith ve Singer’e mektup yazar:
Bana dikiş makinesi yollayın, firmanızın adını kütüphanenin girişine kocaman yazayım“ der. Zenith dokuz tane, Singer bir tane dikiş makinesi yollar (ilk sponsorluk faaliyeti). Salı günlerini kadınlar günü yapar. Kumaşı alan kadın kütüphaneye koşar. On makine yetmediği için sıra oluşur. Sırada bekleyen kadınların eline birer kitap verir, beklerken okusunlar diye. Okuma-yazma oranının düşüklüğünü görünce halkevlerine okuma yazma kursları vermeye gider. Halıcılık kursları başlatır, bölgede halıcılığı canlandırır. Bu arada valilik Mustafa hakkında dava açar, “kendi görev tanımı dışında davranıyor” diye. 50 yaşına gelen Mustafa Amca baskıyla emekli edilir.
Mustafa Amca köylüler arasında efsane olur, yıllar geçtikçe köylerdeki çocuklarda okuma aşkı yerleşir. 2005 yılında Mustafa Amca vefat eder. Tüm Kapadokya çok üzülür, aralarında toplanırlar. Ürgüp’e Eşekli Kütüphaneci Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykelini dikerler.
Girişimcilik ne biliyor musun?
Bulunduğun yere yenilik katmalısın.
Mutlaka adım atmalısın.
Yaptığın iş olduğu yerde durup duruyorsa, sende bir uyuzluk vardır arkadaş. İnsan var, dokunduğu yere değer katar; insan var, dokunduğu yere değer kaybettirir.
Bakın Nevşehir’den ve bu ülkeden nice müdür, amir, vali, bürokrat, milletvekili, politikacı geçti; binlercesinin adını kimse hatırlamaz ama Mustafa Güzelgöz ve eşeğinin heykeli var.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *
Kaynak: İkinci Adam Yayınları
https://www.facebook.com/erolozkan1959/posts/10202627976609835?notif_t=close_friend_activity