14 Aralık 2017 Perşembe

Mualla Ulusavaş / Köy enstitüleri, kırsala, köylüye, kız çocuklarına öncelik tanıyan eğitim kurumları olarak, öğretmen-öğrenci ayrımına son verme çabasındadır

Mualla Ulusavaş

'Köy enstitüleri, kırsala, köylüye, kız çocuklarına öncelik tanıyan eğitim kurumları olarak, öğretmen-öğrenci ayrımına son verme çabasındadır'

ATATÜRKÇÜLÜK VE KÖY ENSTİTÜLERİ
1.07.1940 tarihli İlköğretim Genel Müdürlüğü genelgesinde belirtildiği gibi: “Köy Enstitülerindeki öğretmen ve öğrenciler Cumhuriyetçilik, Ulusalcılık, Halkçılık, Devletçilik, Laiklik ve Devrimcilik ilkelerini Türk Milletinin yükselmesi için ana ilkeler bilerek çalışacaklar, bu ilkeleri hiçbir engel tanımadan hayata uygulayan insanlar olacaktır”
Bu ilkeler:
DEVLETÇİ EĞİTİM
Cumhuriyetin ilk yıllarında 1926 Genelgesiyle tüm eğitim masrafları devletçe üstlenilmiştir. Parasız yatılı olan enstitülere devlet, hazine arazisi ve başlıca üretim araçlarını teslim etmiştir. Özkaynaklı ve özyönetimli kurum olarak köy enstitülerinin açılma nedenlerinden biri, tarımsal ekonomiyi güçlü kılma çabasıdır. Ayrıca, “iş kollarında çalışan insanların bilgi ve teknik yardıma gereksinimleri olduğundan, çıktığı kaynağa enerji olarak dönen bir yardım sağlanma gereksinimi duyulmuştur. Devlet bu kaynağı köy, enerjiyi ise Köy Enstitülü eğitimciler olarak görmüştür. Ülkenin bağımsızlığı ancak bağımsız bir ulusal ekonomi ile mümkün olduğundan devlet kalkınmada kendi kaynaklarına dayanıyordu”(17).
HALKÇI EĞİTİM
Halkçılık, Atatürk'ün deyimiyle, “ulusu kendi yazgısına egemen kılmak” anlamında olup, ‘Halkçılık’ ilkesi demokrasi kavramıyla eş anlamda görülmektedir”(11). Köy enstitüleri, kırsala, köylüye, kız çocuklarına öncelik tanıyan eğitim kurumları olarak, fırsat eşitsizliğini giderme; öğretmen-öğrenci ayrımına son verme çabasındadır. Okuldaki demokratik eğitim ortamı, köy yaşamının demokratikleşmesine katkı sağlamıştır. Bu ilkeye göre, egemenlik, kayıtsız, koşulsuz ulusundur ve hiçbir birey, gurup ya da zümreye ayrıcalık tanınamaz; tüm yurttaşlar yasa önünde kesinlikle eşittir. Seçkin azınlık eğitiminden kitle eğitimine geçişi sağlayan bu ilke eğitimde fırsat ve olanak eşitliğini yaratmaktadır.
ULUSALCI EĞİTİM
Atatürk’ün ulus tanımı :“Türkiye Cumhuriyetini kuran halka, Türk ulusu denir”. Hiçbir ayrımcılık izine rastlanmayan bu bütünleştirici yaklaşım eğitime yansıdığında, köy enstitülerinde olduğu gibi kültürel mozaiği zengin okul yapısı ortaya çıkmaktadır. “Ulusal eğitim, bir ulusun tarihsel, toplumsal, siyasal, kültürel yapısına uygun olan ve ihtiyaçlarını karşılayan eğitimdir... Enstitüler, Türk eğitimcilerinin yarattığı, bağımsız bir ülkenin eğitim kurumlarıdır (17). “Bir ulus varlığını ve haklarını korumak yolunda bütün gücü ile, yalnız kendi gücüne dayanarak ayağa kalkmazsa, tutsaklıktan kurtulamaz. Bunun için siyasal çabalardan çok, toplumsal çabalara önem vermeliyiz” görüşünde olan Atatürk, bağımsızlığı hedeflemektedir. Enstitülerde, yöresel özelliklere göre farklı programlar uygulanmış, bu farklılığın kazanımları enstitüler arasında paylaşılarak kültürel zenginlik ve bütünlük sağlanmıştır.
CUMHURİYETÇİ EĞİTİM
Atatürk’e göre, “Cumhuriyet, ulusal egemenlik temeline dayanan halk hükümetidir"; eğitimin amaçlarına, cumhuriyeti koruyan, savunan yurttaşlar yetiştirmek olarak yansımıştır. Cumhuriyetçi yeni bir öğretmen kuşağı, halkın sosyal ve politik katılımını sağlama bilincinin yayılması, yeniliklerin benimsenmesi yönünde öncü görev üstlenmiştir. Bu görev öğretmenlere I. Eğitim kurultayında Atatürk tarafından şöyle verilmiştir: “Gelecekteki kurtuluşumuzun saygıdeğer öncüleri! Yeni nesil sizin eseriniz olacaktır. Cumhuriyet sizden fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” Köy enstitüsünde temel amaç, Cumhuriyeti, Devrimleri’ni geniş halk kitlesine yaymak; Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik sahibi bireylerini egemenliğini kullanır duruma getirmek; "kulluk"tan, "yurttaş"lığa geçişi sağlamaktır.
LAİK EĞİTİM
Her türlü inanç sistemi karşısında yansızlık anlamına gelen “laiklik”, dini insan ile Tanrı arasında özel bir mesele olarak gördüğünden vicdan özgürlüğünü koruyan ve dinsel sömürüyü önleyen bir ilkedir. “Laik eğitim, dogmalardan arınmış, bilimsel temellere dayalı, bireyi kul değil, üretken bir yurttaş yapan eğitimdir” (15). Lâiklik, kişiye ait dinsel tercihlerin kişiye özel alanda kalması gereğidir; Kişisel tercihlerin kamusal alana taşınması; ayrımcılık sonucunu doğurur. Oysa ayrımcılığın giderilmesi için kız çocuklarına girişte öncelik tanınan “Köy enstitülerinde inançlarla ilgili hiçbir baskı olmaması; ibadetin ne engellenmesi ne de teşvik edilmesi; dinsel sömürüye izin verilmemesi; öğrencilerin yaşamın gerçek sorunlarıyla başetmeyi öğrenmesi; eğitimin bilim-teknoloji-sanat izdüşümünde gerçekleşmesi laik eğitime örnektir” (10; 22).
DEVRİMCİ EĞİTİM
Atatürk'ün siyasası, "bağımsızlık içinde toplumsal devrimler yoluyla çağdaş uygarlığa ulaşmaktır”. Bunun için toplumsal kalkınma gereklidir. Kalkınmanın ilk koşulu ise, tam bağımsızlık, kendine dayalı gelişme olanağı yaratılması, öz kaynakların değerlendirilmesidir. Birey ne denli bağımsız gelişme olanaklarına sahip olursa, toplumda o denli bağımsızlaşıp, özgürleşerek gelişebilir. Eğitimde devrimcilik, köy enstitülerinde olduğu gibi bireyi ve toplumu özgürleştirmeyi hedefleyen, değişime ve gelişime açık, yineleyici değil yenileyici eğitimdir; her türlü dogma ve tabulardan uzak, bilime-teknolojiye ve insan emeğine dayalı sorun çözücü üretkenliği kazandıran eğitimdir.“Köy Enstitülerinde teori ile pratiği birleştiren, insanı ve çevreyi değiştiren, daha iyi bir yaşama düzeyine yönelten devrimci eğitim imecesi gerçekleştirilmeye çalışılıyordu” (5).
SONUÇLAR VE ÖNERİLER
Öğretmen yetiştiren bir kurum olarak köy enstitülerinin gerek yasal temellerinde, gerek ilke ve uygulamalarında Atatürkçü İlkelere uygun olduğu görülmektedir. Öğretmen Yetiştirme Sisteminin bugünkü sorunlarını çözmede geçmişteki zengin eğitim deneyimlerimizden yararlanılması yerinde olur. Yalnızca öğretmen eğitiminde değil, diğer tüm eğitim kademelerinde bireylerin Atatürkçü ilkeler doğrultusunda üretkenlik ve sorumluluk kazandıran bilgi, beceri ve tutumlarla donatılması ve toplumsal sorunların çözümünde görevlendirilmesi, köy enstitüleri felsefesinin yaşatılması anlamındadır. Başaran’ın da işaret ettiği gibi(6), “Geri kalmış yaşamın zincirlerini kırmak, halkı kendini yönetebilecek, daha çok, daha iyi üretebilecek, ürettiklerinin bölüşümünü denetleyebilecek düzeye ulaştırmanın yolu, ulus olma, insan olma ve insanca yaşama davasıdır bu!”. Çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmanın önkoşullarından biri, tüm yurttaşlara yaşamsal becerileri kazandırıcı temel eğitim hizmetinin gerçekleştirilmesidir. Aşağıdaki çözüm önerileri sunulmuştur:
Eğitim sistemi açık sisteme dönüştürülerek, toplumun gereksinme duyduğu nitelikleri bireylere kazandırabilecek düzeye getirilmelidir. Tamamlanmamış bir kalkınma projesi olarak, çağdaş uygarlığa erişilmesini amaçlayan köy enstitüleri gibi başarılı deneyimlerden yeterince yararlanılabilmelidir.
Öğretmen yetiştirme Atatürk ilkeleri doğrultusunda sürekli bir devlet politikası haline getirilmelidir. “Öğretmen yetiştiren kurumların, köy enstitüleri gibi, bölgesinin kültür merkezi olması sağlanmalıdır… bu kurumlara üstün başarısı ve rehberlik yeterliği kanıtlanan öğretim elemanları atanmalıdır”(20).
Öncelikle anahtar öge “temel eğitim öğretmen”i yetiştirme sürecinde ülke genelinde bütünlük ve tutarlılık sağlanmalıdır (18).
Atatürk, açtığı çağın tüm sorunlarına çözüm getireceği iddiasına kalkışmamış, geleceğin kuşaklarına çağdaş dünyada geleceğin özgürlük kapılarını açan bir miras bırakmıştır. Büyük Ata’nın sözleriyle bitiriyorum. “Benim gerçek mirasım akıldır,bilimdir... Hayatta her şey için, uygarlık için, yaşam için, başarı için en gerçek yol gösterici bilimdir, fendir.Bilim ve tekniğin dışında yol gösterici aramak aymazlıktır, bilgisizliktir, doğru yoldan sapmadır”.

Atatürkçü öğretmen ve Köy Enstitüsü-2- - 10.12.2017










  

Mualla Ulusavaş / Türkiye, eğitim başarısını Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, kendi insan kaynağına dönerek yaratmıştır

Mualla Ulusavaş

'Türkiye, eğitim başarısını Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, kendi insan kaynağına dönerek yaratmıştır'
Ulusal Kurtuluş Savaşının ardından Türkiye’nin, kendi insan gücü ve olanaklarıyla yarattığı kalkınma savaşımında başarının İkinci Dünya Savaşı yıllarında sağlanabilmesi, konuya daha da önem kazandırmaktadır. Köy Enstitülerine temel oluşturan girişimleri 1936 Köy Eğitmen Kurslarıyla başlatabiliriz. “1943’de 40.000 köyün 35.000 i okulsuzdu; halkın % 80’ni okur-yazar değildi; 70.000 ilkokul öğretmenine gereksinme vardı”(19). “Öğretmen yetiştirme meselesi ilköğretimin ana problemini teşkil ediyordu. İlköğretim genel müdürü Tonguç, köy enstitülerinin kurulmasını bir çare olarak görüyordu” (13). 1940 Köy Enstitüleri Yasasıyla kurulan köy enstitülerinde, köyden alınan ilkokul mezunu çocuklar, beş yıllık eğitim sonrası, kendi köylerine, kalkınma önderi öğretmenler olarak atanmışlardır. Türk eğitimcilerinin geliştirdiği özgün bir model olan köy enstitüleri, UNESCO tarafından dünyanın kalkınmakta olan diğer ülkelerine örnek gösterilmiştir (4). 1946’dan sonra program değişikliğine uğratılan bu kurumlar, 1954’de kapatılarak, yerlerinde klasik öğretmen okulları kurulmuştur.
KÖY ESTİTÜSÜ'NÜN KURULUŞ AMACI
Atatürk’ün gösterdiği ana hedef: “çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak” kapsamı içinde o dönemin Köy Eğitim Sistemi’nin iki genel amacı vardı(16): Kurtuluş sonrası ülkenin kalkındırılması ve Atatürk Devrimi’nin ürünü olan Cumhuriyet’in korunması, yaşatılması ve geliştirilmesi”. “Türkiye bu eğitim başarısını da” Kurtuluş Savaşında olduğu gibi, “kendi insan kaynağına dönerek” yaratmıştır” (21). “Her Enstitü, ürettikleriyle bin kişilik bir toplumun beslenme, barınma, giyinme,v.b.gereksinimlerini kendi karşılayabilecek bir çağdaş işletme olarak gelişiyordu” (5).Dört bölgeye ayrılan Türkiye’nin, her bir bölgesinde eşit sayıda olmak üzere, ulaşımı kolay konumda, birkaç köyün kavşağında, kıraç bozkırda kurulan köy enstitülerinde kırsal yaşamın sorunlarına akılcı ve bilimsel çözümler aranıyor; tarım kesiminde çalışan yoğun nüfus meslekleştiriliyor; üretime farklı boyutlar kazandırılıyor; ürünün değerlendirilmesi; kooperatifleşmenin kökleşmesi sağlanıyordu. “Özgür bir toplumu yaratmanın ve tam bağımsız Türkiye’yi gerçekleştirmenin yolunun; bireyin gelişerek bağımsızlaşmasından, yurttaşların üretkenleşmesinden geçtiği biliniyordu”(1).
KÖY ESTİTÜSÜ'NDE EĞİTİM İLKELERİ
Çevreye Uygunluk Önemli olan, eğitim yaşantılarının geçtiği yerdeki yaşam koşullarının, öğretmenin çalışacağı yerdeki koşullara benzemesi ve öğrencinin, her iki çevreyi de bilinçli olarak tanımasıydı (14). Bu nedenle her enstitüde örnek bir köy yaratılmıştı. Konular gerçek köy yaşamından alınmaktaydı.
Doğaya Uygunluk. Öğrencilere, fiziksel ve zihinsel gelişim düzeylerine uygun, kaldırabileceği ölçüde, beceri ve eğilimleri doğrultusunda görevler verilmekteydi.(16) Enstitülerde yörenin doğal özelliklerine göre değişken konularda derslere yer verilirdi. Balıkçılık, ipek böcekçiliği, meyvecilik vb...
BAĞIMSIZ ÇALIŞMA
Enstitülerde, öğrencilerin çok boyutlu gelişmelerine özellikle kişilik kazanmalarına önem verilir, işin yapılmasıyla ilgili genel ilkeler öğretildikten sonra bağımsız çalışmaya izin verilirdi.
İŞ İÇİN, İŞ İLE, İŞ İÇİNDE ÖĞRENME
Yapılan iş öğrenmenin yalnızca aracı değil, aynı zamanda amacıydı. Yaparak değil, yaparken öğrenilirdi (Sarıoğlu, 1999:10).İşin sonunda ortaya çıkan ürün onu yapanlar tarafından kullanılırdı, zaten işin yapılma nedeni, bu ürüne gereksinme duyulmasıydı. İşin yapılması sorunun çözülmesi anlamındaydı.
KENDİ KENDİNİ YÖNETME
Enstitülerin günlük işlerinde, derslik, işlik, tarım alanında, yapım işinde öğrenciler ekip olarak nöbetleşe görevlendirilir ve sorumlu tutulurdu. Bu ilkenin uygulanması, demokratiklikle yönetilen bir toplumun okullarında ödevlerini, haklarını ve sorumluluklarını bilen vatandaşların yetiştirilmesi açısından büyük anlam taşımaktadır (14). “Sorumluluk alma, dayanışma ve imeceyi geliştirdi” (9).

https://www.aydinlik.com.tr/ataturkcu-ogretmen-ve-koy-enstitusu-1-ozgurluk-meydani-aralik-2017-5


Atatürkçü öğretmen ve Köy Enstitüsü-1- 10/12/2017 -










22 Temmuz 2016 Cuma

SANAT VE ÜRETİM KÜLTÜRÜ, Mehmet ULUSOY







Daha geniş bilgi: BAUHAUS: MODERNLEŞMENİN TASARIMI, 
Derleyen: Ali ARTUN, Esra ALİÇAVUŞOĞLU, 2. Basım, İletişim Yayınları, 2011