Bu sayfalar; Köy Enstitülü öğretmen kuşağından yurtsever, cumhuriyetçi öğretmen Hüseyin GİRGİN anısına hazırlanmıştır. Ayrıca; Köy Enstitüleri geleneğinden yurtseverlerin anılarıda, tarihin belleğine not düşülmektedir. Sizlerle benzeri yaşamlar, inaçlar ve Atatürkçü bir kuşağın geleceği yönelik beklentileri, yurtseverlik ve ulusçuluk adına iyiden güzelden yana idealler ve Köy Enstitülerine ilişkin önemsenen anı ve yazılar paylaşılmaktadır. İLETİŞİM: atilagirgin2007@gmail.com
Ali Sinan Demirkale: Ben İlkokulu Gazi İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim o zamanların ünlü bir eğitimcisi olan Hüseyin Girgin’di.
Kendisi Gerali Köyü’ndendir. Köy Enstitüsü kökenli bir hocaydı. Ben de emeği çoktur. Galiba Hüseyin hocamız köy enstitüsünde gördüğü eğitimi bize de aktarmak istedi.
Mesela biz okulda piyano çalardık. Düşünsene Sarayköy’de bir ilkokulda 1960’ların başında bir piyano ve o piyanoyu çalmak isteyen öğrenciler vardı. Bunun yanında tiyatro yapardık. Duvar gazetesi çıkarırdık. Tiyatro kolunun açılmasında ben bir vesile ile katkıda bulunmuştum.
Sevgili Öğretmenimiz, güzel insan, Sarayköy-Gerali Kökenli Sevgili Babamız Hüseyin Girgin’in vefatı sonrası acılarımızı paylaşan tüm dostlara en içten teşekkürlerimizi sunarız.
Dayanışma ve paylaşımın en güzel örneklerini sunarak bizlerle dayanışma içerisinde oldular. Bu bağlamda İzmir Balçovadaki başta başkanları olmak üzere her düzeyde Belediye ve CHP çalışanlarına da sonsuz şükran ve saygılarımızı sunuyoruz.
===============
Sevgili Büyüğümüzü saygı ve özlemle anıyoruz. Işıklar içerisinde uyu sevgili BÜYÜĞÜMÜZ sevgili BABAMIZ.
Kalplerde her daim yaşıyorsun...
Unutulmadın, asla da unutulmayacaksın...
===============
Acımızı paylaşan bazı dost söylemleri sizlerle paylaşmak istedik:
===============
İbrahim Helvacı dedi ki...
1960-1963 yılları arasında Sarayköy Ortaokulunda benim de öğretmenim olan sevgili Hüseyin Girgin hocamıza Tanrı'dan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Evlatlarına ve yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız.
===============
Atila Girgin dedi ki...
Sevgili dost, Sevgili İbrahim Ağabey, sevgili büyüğümüze ilişkin içten akıl ve duygu dolu paylaşımlarınıza teşekkürler. Başta sizler olmak üzere acımızı paylaşan tüm güzel insanlara sonsuz teşekkürler.
Duygularımı Facebooktaki "DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER" gurubundaki paylaşımımla tamamlamak istiyorum.
SEVGİLİ DOSTLARIM,
İÇTEN SATIRLARINIZA, SEVGİLİ BÜYÜĞÜMÜZ HAKKINDAKİ GÜZEL DUYGULARINIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.
SAĞOLUN, VAROLUN, YAŞAM ADLI ÇİZGİNİN BİR X NOKTASINDAYIZ. BİRİLERİMİZ GELİYOR, BİRİLERİMİZ DE SONSUZLUĞA DOĞRU YOLCU, AMA SEVGİLİ DOST İBRAHİM AĞABEYİMİZİN ADETA ÖZDEYİŞ YERİNE GEÇEBİLECEK VECİZ SÖYLEMİYLE; "Yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız" TÜMCESİNE YÜREKTEN KATILIYORUM.
TÜM DOSTLARA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.
===============
İbrahim Helvacı dedi ki...
Cumhuriyet Öğretmeni Hüseyin Girgin oğlu Atila kardeşim,
Atatürk'ten aldıkları ışığı bizlere aktaran sevgili Cumhuriyet öğretmenlerimiz için ne yazsak, ne söylesek azdır.Ne mutlu bizlere ki onlar bizim öğretmenlerimiz oldular.
Girgin ailesini başsağlığı dileklerimi yineliyorum. Sevgi ve dostlukla kalınız.
Canım babacımseni çok özlüyorum.Keşke yanımızda olsaydın.Allah biraz daha ömür verseydi.Mekanın cennet olsun nur içinde yat babacımmmmm
===============
Ali Yarpuzlu:
Hüseyin öğretmene Allahtan rahmet, kalanlara sabırlar dilerim.
===============
Orhan Güler:
Hüseyin Öğretmenimizin ruhu şadolsun,Allah kabul etsin.
===============
Erol Özkan:
Ruhu şad olsun. Nur içinde yatsın.
===============
Birnaz Girgin Gökcen:
Hüseyin amcaya allah dan rahmet, sizlere de sabırlar dilerim.
===============
Hasan Basri Beken:
Atila bey, başınız sağolsun. Hocamıza Allahtan rahmet sizlere de sabırlar diliyorum.
===============
İlker İffet Yerlikaya:
Atilla Bey, ailecek acınızı paylaşıyoruz, Allah geride kalanlara sabırlar versin.. Başımız sağolsun.
===============
Nilgün Girgin-Özbay:
Babaminizin vefatina cok üzüldüm. Allah rahmet eylesin nur icinde yatsin....sizelere de sabirlar diliyorum.
===============
Filiz Bakır:
Başınız sağolsun Atilla Abicim.. Cennet mekanı olsun.
===============
Filiz Bakır:
Sevgili Atilla Abi ben ilk duyduğumda taziyemi iletmiştim ama ne hikmetse daha cevabı gelmeden silinmiş.. Ben tekrar başsağlığı diliyorum..Mekanı cennet olsun.
===============
Orhan Güler:
Nurlar içerisinde yat sevgili öğretmenimiz,mekanınız cennet olsun.
Sevgili dostum başınız sağolsun.Allah sizlere uzun ömürler versin
===============
Celalettin Tezer:
BAŞINIZ SAĞOLSUN ATİLA BEY.
===============
İbrahim Helvacı:
Sevgili öğretmenim Hüseyin Girgin'e Tanrı'dan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Evlatlarına ve yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız
===============
Semra Özer:
Atila bey başınız saolsun çok üzüldüm hüseyin amcamızı hep o güler yüzüyle hatırlayacagım allah rahmet eğlesin mekanı cennet olsun allah sizlerede sabır versin.
===============
Nermin Tokat:
Atila bey hüseyin ögretmenin vefatını üzüntüyle ögrendim kendisine tanrıdan rahmet sizlere de bas saglıgı ve sabırlar diliyorum
===============
Aynur Çömez Yakupoğlu:
Başınız sağolsun Atila bey.İlkokul yıllarımdan anımsadığım,hep saygı duyduğum sayılı öğretmenlerimizdendi Hüseyin öğretmenimiz.Ne mutlu ona sizin gibi aydın çocuklar yetiştirmiş.
===============
Niyazi Oguzlar:
Sevgili Atila değerli öğretmenimin ölümünü şimdi öğrendim sevgili öğretmenime tanrıdan rahmet sizlere başsağlığı ve sabır diliyor acınızı paylaşıyorum.
===============
Ali Helvacıoğlu:
Atilacım başınız sağolsun allah geride kalanlara ömür versin.
===============
Mehmet Birol Menteşe:
Atila bey;H.Girgin öğretmenim saygıyla anıyorum.mekanı cennet olsun.1960-1963 sarayköy orta okulu öğrencilerinden.
===============
Hamdi Deveciler:
Atillacım başınız sağolsun mekanı cennet olsun.
===============
Atila Girgin dedi ki...
Sevgili dost, Sevgili İbrahim Ağabey, sevgili büyüğümüze ilişkin içten akıl ve duygu dolu paylaşımlarınıza teşekkürler. Başta sizler olmak üzere acımızı paylaşan tüm güzel insanlara sonsuz teşekkürler.
Duygularımı Facebooktaki "DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER" gurubundaki paylaşımımla tamamlamak istiyorum.
SEVGİLİ DOSTLARIM,
İÇTEN SATIRLARINIZA, SEVGİLİ BÜYÜĞÜMÜZ HAKKINDAKİ GÜZEL DUYGULARINIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.
SAĞOLUN, VAROLUN, YAŞAM ADLI ÇİZGİNİN BİR X NOKTASINDAYIZ. BİRİLERİMİZ GELİYOR, BİRİLERİMİZDE SONSUZLUĞA DOĞRU YOLCU, AMA SEVGİLİ DOST İBRAHİM AĞABEYİMİZİN ADETA ÖZDEYİŞ YERİNE GEÇEBİLECEK VECİZ SÖYLEMİYLE; " Yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız" TÜMCESİNE YÜREKTEN KATILIYORUM.
TÜM DOSTLARA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.
===============
Atila Girgin:
İsimlerini şu an anımsayamadığım, yada iletilerini telefon vb. araçlarla bizlere ulaştırarak acımızı paylaşan tüm dost ve diğer güzel insanlara sonsuz teşekkürler.
Sevgili Öğretmenimiz ve Aile Büyüğümüzü Hüseyin GİRGİN'i 15 / 06 / 2010 Tarihinde sonsuzluğa uğurladık. Cumhuriyetçi, Yurtsever bir Köy Enstitülü, dik duruşlu, hani derler ya adam gibi adam bir büyüğümüzü yitirdik. Işıklar içerisinde yat sevgili öğretmenim, sevgili büyüğümüz. Seni çok seven değişik kuşaklardan yakınların olarak anılarımızda her daim yaşayacaksın, ideallerin ve yaşam tarzın rehberimiz olacak.....
* * * * * * * * *
Ali Sinan Demirkale: Ben İlkokulu Gazi İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim o zamanların ünlü bir eğitimcisi olan Hüseyin Girgin’di.
Kendisi Gerali Köyü’ndendir. Köy Enstitüsü kökenli bir hocaydı. Ben de emeği çoktur. Galiba Hüseyin hocamız köy enstitüsünde gördüğü eğitimi bize de aktarmak istedi.
Mesela biz okulda piyano çalardık. Düşünsene Sarayköy’de bir ilkokulda 1960’ların başında bir piyano ve o piyanoyu çalmak isteyen öğrenciler vardı. Bunun yanında tiyatro yapardık. Duvar gazetesi çıkarırdık. Tiyatro kolunun açılmasında ben bir vesile ile katkıda bulunmuştum.
Ben de 1960–1963 yılları arasında Sarayköy Ortaokulunda okudum. Mustafa Aytekin ve Erol Kudal hocalarımızın Sarayköy Ortaokuluna geldiği tarihler konusunda bir yanılgı var. Ben ortaokula başladığım yıl (1963) Türkçe hocamız Nizamettin Yıldırım idi. Öğrenim yılı başladıktan çok kısa bir sure sonra Erol Kudal hocamız Nizamettin hoca ile yer değişimi (becayiş) yaparak Sarayköy Ortaokuluna geldi. Mustafa Aytekin hocamız Erol Bey'den daha sonra Sarayköy Ortaokuluna gelmiştir. Erol hocamız halen Ankara'da yaşamaktadır. Tüm öğretmenlerimi saygıyla anarken hayatta olanlara sağlık içinde uzun ömürler; basta ilkokul öğretmenim Galip Haznedar olmak üzere sonsuzluğa göçmüş olan tüm öğretmenlerime de Allah'tan rahmet dilerim
Resimde o dönemin Sarayköy Kaymakamı, Ortaokul Müdürü, Sağlık Memuru ve İş Bankası Müdürünün yanı sıra benim bazı sınıf arkadaşlarım da var. Bu nedenle bu fotoğraf bir okul gezisinde değil Sarayköy’deki bir etkinlikte 1962 veya 1963 yılında çekilmiş olmalı. Ayaktakiler (soldan itibaren): Erdoğan Horzum(kasketli) Ahmet Kumyol, Süleyman Uzman, Sağlık Memuru Ali Vural(arkada), İş Bankası Müdürü Muzaffer Anıl, Ahmet Nazif Özalp(arkada kafası görünen), Md. Yrd. Mustafa Aytekin, Salih Bayrakçı(arkada kafası görünen),(?),Kaymakam Saffet Kibar Bekaroglu ve Ortaokul Müdürü Sakıp Özbek,(?).
Oturanlar (soldan itibaren):
Edip Kuyumcu, Birol Menteşe, Yaşar Kabakçı, Öğretmen Hüseyin Girgin, Gazi İlkokulu Müdürü Ahmet Küçük, (?), (?), (?).
İbrahim Helvacı
İbrahim Helvacı dedi ki...
Resim–3 için yaptığım sıralamada bazı hatalar yaptığımı fark ettim. Mademki Sarayköy tarihine kayıt düşüyoruz, bu hatayı düzeltmek gerek.
Ayaktakiler (soldan itibaren): Erdoğan Horzum(kasketli) Ahmet Kumyol, Süleyman Uzman, Sağlık Memuru Ali Vural(arkada), İş Bankası Müdürü Muzaffer Anıl, Ahmet Nazif Özalp(arkada kafası görünen), (?), Salih Bayrakçı(arkada kafası görünen), Md. Yrd. Mustafa Aytekin, ,(?), Kaymakam Saffet Kibar Bekaroglu, Ortaokul Müdürü Sakıp Özbek,(?).
Oturanlar (soldan itibaren):
(?), Edip Kuyumcu, Birol Menteşe, Yaşar Kabakçı, Öğretmen Hüseyin Girgin, Gazi İlkokulu Müdürü Ahmet Küçük, (?), (?), (?).
Not: (?) ile işaretlediklerim hatırlayamadıklarımdır.
İbrahim Helvacı
Sarayköy sevdalısı sevgili İbrahim Helvacı arkadaşın Sarayköy anıları zincirine eklediği yeni halkaları incelemeye ne dersiniz? Oradan belgesel nitelikte çok değerli bilgilerede ulaşacaksınız. Sarayköy’ün geçmişten geleceğe uzanan bilgi zincirine sizlerde katkıda bulunmak istemezmisiniz? Yanıtınız evet ise, ister blogtaki yorumlara, isterseniz “Dünyadaki Sarayköylüler” gurup sahifesine anılarınız yada ulaşabildiğiniz belgeleri aktarırsanız, Sarayköyün belgeler nitelikli yazılı tarihine katkıda bulunmuş olacaksınız. Dostluk ve esenlik dileklerimle.
Bir 17. Nisan daha geldi işte!.. Köy Enstitülerinin kurulması için TBMM'de karar verildiği gün ...
Saint Exupery'nin sözünü düşündüm:
"Benden başka türlü düşünen kimse, bana düşüncesiyle zarar vermek şöyle dursun, beni çoğaltır, düşünceme bir şeyler katar."
Bizim gibi düşünmeyenlerden korka korka bugünlere geldik... O korku sürüp gitmekte!.. Kalabalıkları doğrulardan çok yanlışlara yöneltme, iktidar sahiplerinin tek silahı!..
Köy Enstitüleri, aydın yurttaş, bilgiyi benimsemek isteyen insan yetiştirmek amaçlıydı. Köylerde, kasabalarda yetişen çocukları, gençleri.. kendi başına düşünen, sorunları çözmeye yönelen kafaları çoğaltmak!..
Kitaplar, yazılar, konferanslar, toplantılar, oturumlar yıllar yılı yaşandı... Karşı çıkanlar hep belli bir kesimin yandaşlarıydı. Ünlü atasözü ne diyor:
"Cahil bırak, öyle yönet." Hasan Ali Yücel'in, İsmail Hakkı Tonguç'un ve arkadaşlarının ne yazık ki ancak on yıl süren çabalarını düşünmek hüzün vericidir. O büyük atılım bugüne kadar gelişerek yaşatılsaydı.. on binlerce, yüz binlerce Makal'lar, Baykurt'lar, Apaydın'lar, Başaran'lar ve benzerleri toplum savaşımızda yer alabilseydi ...
Bugün seçimlerden sonra haritamızın renkli yerleri üstüne konuşuyoruz. İşte şu bölge daha çok uyanmış, ama öteki bölgeler daha karanlıkta diye üzülüyoruz... Bir de Yücel'lerin, Tonguç'ların çizdiği yurt haritasına bakınca ne göreceğiz.. Köy Enstitülerinin yerleştirilmediği yurt toprağı kalmadığını... Kepirtepe, Arifiye, Kızılçullu, Ortaklar, Çifteler, Gönen, Aksu, İvriz, Düziçi, Hasanoğlan, Gölköy, Akpınar, Akçadağ, Pazarönü, Yıldızeli, Beşikdüzü, Pulur, Dicle, Erciş, Cılavuz!.. Tüm Türkiye'yi kaplayan aydınlık, kültür, bilim, sanat, ulusalcılık, insan ve yurttaş sevgisi kaynakları, ocakları!..
Sevgili Mustafa Balbay'ın "Heyecan Yaşlanmaz" adlı yeni kitabındaki "Köy Enstitüleri" yazısını okuyorum: "Toplumu aydmlatmak, yönetmekten zordur" diye başlamış, yetmiş yıl önce atılan uygarlık adımlarının öncüsü Hasan Ali Yücel'in şu sözleriyle bitirmiş:
"Bir kişinin atacağı dev adımları değil, bin kişinin atacağı insan adımlarını özlüyorum ... "
Köy Enstitüleri Özgürleşme Eylemi / Mehmet BAŞARAN
" insanoğlunun kazanacağı en büyük zafer, korkuyu yenmesiyle elde edilecek zaferdir" der, Köy Enstitülerinin kurucusu İsmail Hakkı Tonguç "Canlandırılacak Köy" adlı yapıtında. Korkuları yene yene, zorbalardan zorbalıklardan kurtularak günümüze doğru gelmiyor bu insan? Korkuları yene yene bilimi, sanatı, uygarlığı yaratmadı mı? Yeniden Doğuş (Rönesans), Aydınlanma dönemi, Fransız Devrimi, nice yiğitliklerle kazanılan, yaşamı yeni aşamalara ulaştıran yengiler... İç korkuları, dış korkuları yenmeden ulaşılabilir mi özgürlük, eşitlik, hoşgörü, insanca paylaşım gibi evrensel değerlere ... Gerçekleştirilebilir mi halk yönetimi? .. Yaşamak, korkuyla savaşım bugün de. Yeni zorbalar, egemenler, kapitalizm, korkuya yaslanarak, yeni korkular üreterek sürdürüyor egemenliklerini.
Bir yurtsever: Tonguç
Toplumumuzu köleliklerin her çeşidinden kurtarmayı, eğitimi sürekli özgürleşme eylemine dönüştürmeyi amaçlayan bir büyük eğitimci Tonguç, hazır düşüncelerin, çözümlerin, Tanzimat öykünmeciliğinin üstüne çıkarak yaratıcılığa ulaşmış. Kurtuluş savaşçısının kanıyla haritasını çizdiği Anadolu'ya dört elle sarılmış bir yurtsever. Dünya eğitimine katkı sayılan yaşamı eğitim ortamına, özgürleşme eylemine dönüştüren Köy Enstitülerinin, eğitim imecelerinin yaratıcısı.
"Yaşamın amacı, ileri millet olarak yaşamaktır, ortaçağ hayatından farksız geri bir hayata razı olan insan kalabalığıyla çağımız uygarlığına katılamayız, diri millet haline gelemeyiz..." İleri uluslann geri bir yaşama razı insan kalabalıkları olmaktan nasıl kurtulduklarını, hangi aşamalardan geçtiklerini çok iyi incelemiş, kendi toplumsal, ekonomik koşullarımıza göre toprağımızı, insanımızı en iyi şekilde değerlendirecek eğitim dizgesini yaratmış ...
Bir yerden bir yere ulaşmanın çok zor olduğu dönemde, 61 il, 305 ilçe, 9150 köy gördükten sonra yazmış Canlandırılacak Köy adlı yapıtını. Bilimin yol göstericiliğiyle eğilmiş konusuna: "Diri millet olma", "canlanma", "canlandırma" onun eğitim anlayışının temel kavramları. Anadolu insanı, yüzyılların sömürüsü, baskısı altında ezgindir; yağmacılık, saldırı, zaptiye, ağa korkusuyla yılgındır. Geri üretim yaşamının, toplumsal bellekteki boşinanların tutsağıdır.
Köy Enstitülerinin doğuşu
Acıları ağıda; özlemleri, bozlağa dönüşmüştür. Yazgı saymaktadır çekisini çilesini. Bir korkular sarmalında ölgündür. Onu uyandırmak, korkusuz baskısız düşünen, arayan, bilgiyle, bilinçle daha bol üreten, ürettiklerinin bölüşümünü denetleyen, kendi kendini yönetebilecek aydınlığa ulaştıran bir yetişme yolu tutmak gerekti.
İşte, üretim yaşamını eğitim ortamına dönüştüren, işçilikle öğrenciliği birleştiren, eğitimde sürekliliği, yaygınlığı, gelişen yaşama uyan esnekliği gerçekleştiren Köy Enstitüleri bu düşünceden doğdu:
Sonra sen geldin nisanlar geldi
Durdu o içimize akıttığımız kan
Yenilendi gücümüz bembeyaz
Köyler bebesi halk babası
Bize çalışmaya başladı tarlalar
İkinci Dünya Savaşı ortamında, yirmi bölgesinde Anadolu'nun gelmez denilen suları getiren, yanmaz denilen ışıkları yakan, bomboz kırları göverten, doğaya, insana yeni değerler katan üretici yaratıcı yaşam imeceleri... Kendini, çevrelerini değiştiren insanların özgürleşme eylemi... Bilgiyi işe, esere çevirmek... Toprağın, insanın uyanışı, canlanışı...
Şöyle der, yöneticilere yazdığı mektupta Tonguç:
"Enstitülerde bisiklet, motosiklet kullanma işini, bir müzik aracı çalmayı, şarkı söylemeyi, milli oyunlar oynamayı herkes öğrenmelidir. Tüm zorluklarına karşın, kız-erkek yaşamın çeşitli işlerine, eğlencesine, acılarına, ortaklaşa katılmalıdır. Bayağı olan her şeyden kaçınmak, korunmak koşuluyla, kız-erkek yaşamı tümüyle yaşamalıdır."
Aydın kimliği
"Yaşamı tümüyle yaşamak" korkuları içten yenmek, canlanmak, görünmez olmuş zincirleri kırmak, insanca özlemleri gerçekleştirmek değil midir? Kolay mıdır insanın değişmesi, sürekli kendini yenilemek, aşmak, ekin, sanat dünyasına açılmadan?..
Sürekli okumak, değerli yapıtların havasını solumak, içine sindirmek gerekir. Tonguç, yüzyılların açığını kapatmak istercesine her enstitülünün sağlıklı bir okuma alışkanlığı edinmesini ister. Kitap, ekmekle bir tutulacaktır; özgür okuma saatleri çok iyi değerlendirilecektir. İnsan, içinden aydınlanarak, düşünceleri özümleyerek korkuları yener, özgürce düşünebilir, aydın kimliğine kavuşur ...
"Serbest okumaya değer verilmeyen eğitim kurumlarında kitap yakan, kitaplıklara kilit vurabilen, öğrencileri eşkıya takip eder gibi kovalayan gaddar kara cahiller peydah olur. Hoşgörüden eser kalmaz, hafiyelik makbul hizmetler arasında yer alır. Müstebitler kahraman kesilir.
Böyle eğitim kurumu, geriliğe bütün kapılarını açar, cumhuriyete hizmet eden bir kurum olamaz, bilakis onu temelinden yıkan bir araç haline gelir." (Canlandırılacak Köy s. 643) Öyle de olmadı mı?..