12 Ağustos 2010 Perşembe

Sevgili Öğretmenimizi Saygı ve Özlemle Anıyoruz

Sevgili Öğretmenimizi 
Saygı ve Özlemle Anıyoruz


Ali Sinan Demirkale: Ben İlkokulu Gazi İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim o zamanların ünlü bir eğitimcisi olan Hüseyin Girgin’di.

Kendisi Gerali Köyü’ndendir. Köy Enstitüsü kökenli bir hocaydı. Ben de emeği çoktur. Galiba Hüseyin hocamız köy enstitüsünde gördüğü eğitimi bize de aktarmak istedi.

Mesela biz okulda piyano çalardık. Düşünsene Sarayköy’de bir ilkokulda 1960’ların başında bir piyano ve o piyanoyu çalmak isteyen öğrenciler vardı. Bunun yanında tiyatro yapardık. Duvar gazetesi çıkarırdık. Tiyatro kolunun açılmasında ben bir vesile ile katkıda bulunmuştum.

* * * * * * * * *
KAYNAK: https://saraykoyozlemi.blogspot.com/
http://saraykoyozlemi.blogspot.com/2023/01/ali-sinan-demirkale-hem-futbolda-hem-de.html

Hüseyin Girgin öğretmenimizi Saygı ve Özlemle Anıyoruz...

Sevgili Öğretmenimiz, güzel insan, Sarayköy-Gerali Kökenli Sevgili Babamız Hüseyin Girgin’in vefatı sonrası acılarımızı paylaşan tüm dostlara en içten teşekkürlerimizi sunarız. 

Dayanışma ve paylaşımın en güzel örneklerini sunarak bizlerle dayanışma içerisinde oldular. Bu bağlamda İzmir Balçovadaki başta başkanları olmak üzere her düzeyde Belediye ve CHP çalışanlarına da sonsuz şükran ve saygılarımızı sunuyoruz. 

===============

Sevgili Büyüğümüzü saygı ve özlemle anıyoruz. Işıklar içerisinde uyu sevgili BÜYÜĞÜMÜZ sevgili BABAMIZ.

Kalplerde her daim yaşıyorsun...

Unutulmadın, asla da unutulmayacaksın...

===============

Acımızı paylaşan bazı dost söylemleri sizlerle paylaşmak istedik:

===============

İbrahim Helvacı dedi ki...

1960-1963 yılları arasında Sarayköy Ortaokulunda benim de öğretmenim olan sevgili Hüseyin Girgin hocamıza Tanrı'dan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Evlatlarına ve yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız.

===============

Blogger Atila Girgin dedi ki...

Sevgili dost, Sevgili İbrahim Ağabey, sevgili büyüğümüze ilişkin içten akıl ve duygu dolu paylaşımlarınıza teşekkürler. Başta sizler olmak üzere acımızı paylaşan tüm güzel insanlara sonsuz teşekkürler. Duygularımı Facebooktaki "DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER" gurubundaki paylaşımımla tamamlamak istiyorum. SEVGİLİ DOSTLARIM, İÇTEN SATIRLARINIZA, SEVGİLİ BÜYÜĞÜMÜZ HAKKINDAKİ GÜZEL DUYGULARINIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER. SAĞOLUN, VAROLUN, YAŞAM ADLI ÇİZGİNİN BİR X NOKTASINDAYIZ. BİRİLERİMİZ GELİYOR, BİRİLERİMİZ DE SONSUZLUĞA DOĞRU YOLCU, AMA SEVGİLİ DOST İBRAHİM AĞABEYİMİZİN ADETA ÖZDEYİŞ YERİNE GEÇEBİLECEK VECİZ SÖYLEMİYLE; " Yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız" TÜMCESİNE YÜREKTEN KATILIYORUM. TÜM DOSTLARA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

===============

İbrahim Helvacı dedi ki...

Cumhuriyet Öğretmeni Hüseyin Girgin oğlu Atila kardeşim, Atatürk'ten aldıkları ışığı bizlere aktaran sevgili Cumhuriyet öğretmenlerimiz için ne yazsak, ne söylesek azdır.Ne mutlu bizlere ki onlar bizim öğretmenlerimiz oldular. Girgin ailesini başsağlığı dileklerimi yineliyorum. Sevgi ve dostlukla kalınız.

===============

Mehmet Özdeniz :

Mekanı Cennet Olsun İnş. Hüseyin Dedemin.

Atila Girgin: Sağolasın sevgili Mehmedim, sağol, Varol.

===============

Ayfer Girgin Turgut:

Canım babacımseni çok özlüyorum.Keşke yanımızda olsaydın.Allah biraz daha ömür verseydi.Mekanın cennet olsun nur içinde yat babacımmmmm

===============

Ali Yarpuzlu:

Hüseyin öğretmene Allahtan rahmet, kalanlara sabırlar dilerim.

===============

Orhan Güler:

Hüseyin Öğretmenimizin ruhu şadolsun,Allah kabul etsin.

===============

Erol Özkan:

Ruhu şad olsun. Nur içinde yatsın.

===============

Birnaz Girgin Gökcen:

Hüseyin amcaya allah dan rahmet, sizlere de sabırlar dilerim.

===============

Hasan Basri Beken:

Atila bey, başınız sağolsun. Hocamıza Allahtan rahmet sizlere de sabırlar diliyorum.

===============

İlker İffet Yerlikaya:

Atilla Bey, ailecek acınızı paylaşıyoruz, Allah geride kalanlara sabırlar versin.. Başımız sağolsun.

===============

Nilgün Girgin-Özbay:

Babaminizin vefatina cok üzüldüm. Allah rahmet eylesin nur icinde yatsin....sizelere de sabirlar diliyorum.

===============

Filiz Bakır:

Başınız sağolsun Atilla Abicim.. Cennet mekanı olsun.

===============

Filiz Bakır:

Sevgili Atilla Abi ben ilk duyduğumda taziyemi iletmiştim ama ne hikmetse daha cevabı gelmeden silinmiş.. Ben tekrar başsağlığı diliyorum..Mekanı cennet olsun.

===============

Orhan Güler:

Nurlar içerisinde yat sevgili öğretmenimiz,mekanınız cennet olsun. Sevgili dostum başınız sağolsun.Allah sizlere uzun ömürler versin

===============

Celalettin Tezer:

BAŞINIZ SAĞOLSUN ATİLA BEY.

===============

İbrahim Helvacı:

Sevgili öğretmenim Hüseyin Girgin'e Tanrı'dan rahmet, ailesine baş sağlığı dilerim. Evlatlarına ve yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız

===============

Semra Özer:

Atila bey başınız saolsun çok üzüldüm hüseyin amcamızı hep o güler yüzüyle hatırlayacagım allah rahmet eğlesin mekanı cennet olsun allah sizlerede sabır versin.

===============

Nermin Tokat:

Atila bey hüseyin ögretmenin vefatını üzüntüyle ögrendim kendisine tanrıdan rahmet sizlere de bas saglıgı ve sabırlar diliyorum

===============

Aynur Çömez Yakupoğlu:

Başınız sağolsun Atila bey.İlkokul yıllarımdan anımsadığım,hep saygı duyduğum sayılı öğretmenlerimizdendi Hüseyin öğretmenimiz.Ne mutlu ona sizin gibi aydın çocuklar yetiştirmiş.

===============

Niyazi Oguzlar:

Sevgili Atila değerli öğretmenimin ölümünü şimdi öğrendim sevgili öğretmenime tanrıdan rahmet sizlere başsağlığı ve sabır diliyor acınızı paylaşıyorum.

===============

Ali Helvacıoğlu:

Atilacım başınız sağolsun allah geride kalanlara ömür versin.

===============

Mehmet Birol Menteşe:

Atila bey;H.Girgin öğretmenim saygıyla anıyorum.mekanı cennet olsun.1960-1963 sarayköy orta okulu öğrencilerinden.

===============

Hamdi Deveciler:

Atillacım başınız sağolsun mekanı cennet olsun.

===============

Blogger Atila Girgin dedi ki...

Sevgili dost, Sevgili İbrahim Ağabey, sevgili büyüğümüze ilişkin içten akıl ve duygu dolu paylaşımlarınıza teşekkürler. Başta sizler olmak üzere acımızı paylaşan tüm güzel insanlara sonsuz teşekkürler. Duygularımı Facebooktaki "DÜNYADAKİ SARAYKÖYLÜLER" gurubundaki paylaşımımla tamamlamak istiyorum. SEVGİLİ DOSTLARIM, İÇTEN SATIRLARINIZA, SEVGİLİ BÜYÜĞÜMÜZ HAKKINDAKİ GÜZEL DUYGULARINIZA SONSUZ TEŞEKKÜRLER. SAĞOLUN, VAROLUN, YAŞAM ADLI ÇİZGİNİN BİR X NOKTASINDAYIZ. BİRİLERİMİZ GELİYOR, BİRİLERİMİZDE SONSUZLUĞA DOĞRU YOLCU, AMA SEVGİLİ DOST İBRAHİM AĞABEYİMİZİN ADETA ÖZDEYİŞ YERİNE GEÇEBİLECEK VECİZ SÖYLEMİYLE; " Yetiştirdiği öğrencilerine aktardığı Cumhuriyet ışığı yolumuzu aydınlatmaya devam ediyor. Hocamızı hiç unutmayacağız" TÜMCESİNE YÜREKTEN KATILIYORUM. TÜM DOSTLARA SONSUZ TEŞEKKÜRLER.

===============

Atila Girgin:

İsimlerini şu an anımsayamadığım, yada iletilerini telefon vb. araçlarla bizlere ulaştırarak acımızı paylaşan tüm dost ve diğer güzel insanlara sonsuz teşekkürler.

Esenlik ve dostluk dileklerimle.

===============


18 Haziran 2010 Cuma

Işıklar İçerisinde UYU Hüseyin Girgin Öğretmenim



Sevgili Öğretmenimiz ve Aile Büyüğümüzü Hüseyin GİRGİN'i 15 / 06 / 2010 Tarihinde sonsuzluğa uğurladık.
Cumhuriyetçi, Yurtsever bir Köy Enstitülü, dik duruşlu, hani derler ya adam gibi adam bir büyüğümüzü yitirdik.
Işıklar içerisinde yat sevgili öğretmenim, sevgili büyüğümüz.
Seni çok seven değişik kuşaklardan yakınların olarak anılarımızda her daim yaşayacaksın, ideallerin ve yaşam tarzın rehberimiz olacak.....
* * * * * * * * *
Ali Sinan Demirkale: Ben İlkokulu Gazi İlkokulu’nda okudum. Öğretmenim o zamanların ünlü bir eğitimcisi olan Hüseyin Girgin’di.

Kendisi Gerali Köyü’ndendir. Köy Enstitüsü kökenli bir hocaydı. Ben de emeği çoktur. Galiba Hüseyin hocamız köy enstitüsünde gördüğü eğitimi bize de aktarmak istedi.

Mesela biz okulda piyano çalardık. Düşünsene Sarayköy’de bir ilkokulda 1960’ların başında bir piyano ve o piyanoyu çalmak isteyen öğrenciler vardı. Bunun yanında tiyatro yapardık. Duvar gazetesi çıkarırdık. Tiyatro kolunun açılmasında ben bir vesile ile katkıda bulunmuştum.

* * * * * * * * *
KAYNAK: https://saraykoyozlemi.blogspot.com/
http://saraykoyozlemi.blogspot.com/2023/01/ali-sinan-demirkale-hem-futbolda-hem-de.html


20 Aralık 2009 Pazar

Sarayköy Orta Okulu 1960'lı Yıllar

"Sarayköy Orta Okulu 1960'lı Yıllar"

Bloggerİbrahim Helvacı Dedi ki:

Ben de 1960–1963 yılları arasında Sarayköy Ortaokulunda okudum. Mustafa Aytekin ve Erol Kudal hocalarımızın Sarayköy Ortaokuluna geldiği tarihler konusunda bir yanılgı var. Ben ortaokula başladığım yıl (1963) Türkçe hocamız Nizamettin Yıldırım idi. Öğrenim yılı başladıktan çok kısa bir sure sonra Erol Kudal hocamız Nizamettin hoca ile yer değişimi (becayiş) yaparak Sarayköy Ortaokuluna geldi. Mustafa Aytekin hocamız Erol Bey'den daha sonra Sarayköy Ortaokuluna gelmiştir. Erol hocamız halen Ankara'da yaşamaktadır. Tüm öğretmenlerimi saygıyla anarken hayatta olanlara sağlık içinde uzun ömürler; basta ilkokul öğretmenim Galip Haznedar olmak üzere sonsuzluğa göçmüş olan tüm öğretmenlerime de Allah'tan rahmet dilerim

Resimde o dönemin Sarayköy Kaymakamı, Ortaokul Müdürü, Sağlık Memuru ve İş Bankası Müdürünün yanı sıra benim bazı sınıf arkadaşlarım da var. Bu nedenle bu fotoğraf bir okul gezisinde değil Sarayköy’deki bir etkinlikte 1962 veya 1963 yılında çekilmiş olmalı. Ayaktakiler (soldan itibaren): Erdoğan Horzum(kasketli) Ahmet Kumyol, Süleyman Uzman, Sağlık Memuru Ali Vural(arkada), İş Bankası Müdürü Muzaffer Anıl, Ahmet Nazif Özalp(arkada kafası görünen), Md. Yrd. Mustafa Aytekin, Salih Bayrakçı(arkada kafası görünen),(?),Kaymakam Saffet Kibar Bekaroglu ve Ortaokul Müdürü Sakıp Özbek,(?). Oturanlar (soldan itibaren): Edip Kuyumcu, Birol Menteşe, Yaşar Kabakçı, Öğretmen Hüseyin Girgin, Gazi İlkokulu Müdürü Ahmet Küçük, (?), (?), (?).

İbrahim Helvacı

Bloggerİbrahim Helvacı dedi ki...

Resim–3 için yaptığım sıralamada bazı hatalar yaptığımı fark ettim. Mademki Sarayköy tarihine kayıt düşüyoruz, bu hatayı düzeltmek gerek. Ayaktakiler (soldan itibaren): Erdoğan Horzum(kasketli) Ahmet Kumyol, Süleyman Uzman, Sağlık Memuru Ali Vural(arkada), İş Bankası Müdürü Muzaffer Anıl, Ahmet Nazif Özalp(arkada kafası görünen), (?), Salih Bayrakçı(arkada kafası görünen), Md. Yrd. Mustafa Aytekin, ,(?), Kaymakam Saffet Kibar Bekaroglu, Ortaokul Müdürü Sakıp Özbek,(?). Oturanlar (soldan itibaren): (?), Edip Kuyumcu, Birol Menteşe, Yaşar Kabakçı, Öğretmen Hüseyin Girgin, Gazi İlkokulu Müdürü Ahmet Küçük, (?), (?), (?). Not: (?) ile işaretlediklerim hatırlayamadıklarımdır. İbrahim Helvacı

İLGİLİ BAĞLANTILAR:

http://saraykoyozlemi.blogspot.com/2008/02/sarayky-orta-okulu-retmenleri-1964-1967.html

http://saraykoyozlemi.blogspot.com/2009/11/ibrahim-helvac-saraykoy-anlar-9.html

Sarayköy sevdalısı sevgili İbrahim Helvacı arkadaşın Sarayköy anıları zincirine eklediği yeni halkaları incelemeye ne dersiniz? Oradan belgesel nitelikte çok değerli bilgilerede ulaşacaksınız. Sarayköy’ün geçmişten geleceğe uzanan bilgi zincirine sizlerde katkıda bulunmak istemezmisiniz? Yanıtınız evet ise, ister blogtaki yorumlara, isterseniz “Dünyadaki Sarayköylüler” gurup sahifesine anılarınız yada ulaşabildiğiniz belgeleri aktarırsanız, Sarayköyün belgeler nitelikli yazılı tarihine katkıda bulunmuş olacaksınız. Dostluk ve esenlik dileklerimle. 

 
* * * * * * * * * * 

18 Nisan 2009 Cumartesi

Yarın 17 Nisan - ( Köy Enstitüleri ) / OKTAY AKBAL

Yarın 17 Nisan / OKTAY AKBAL

Bir 17. Nisan daha geldi işte!.. Köy Enstitüleri­nin kurulması için TBMM'de karar verildiği gün ...

Saint Exupery'nin sözünü düşündüm:

"Benden başka türlü düşünen kimse, bana düşüncesiyle zarar vermek şöyle dursun, beni ço­ğaltır, düşünceme bir şeyler katar."

Bizim gibi düşünmeyenlerden korka korka bu­günlere geldik... O korku sürüp gitmekte!.. Kala­balıkları doğrulardan çok yanlışlara yöneltme, ik­tidar sahiplerinin tek silahı!..

Köy Enstitüleri, aydın yurttaş, bilgiyi benimsemek isteyen insan yetiştirmek amaçlıydı. Köyler­de, kasabalarda yetişen çocukları, gençleri.. kendi başına düşünen, sorunları çözmeye yöne­len kafaları çoğaltmak!..

Kitaplar, yazılar, konferanslar, toplantılar, otu­rumlar yıllar yılı yaşandı... Karşı çıkanlar hep belli bir kesimin yandaşlarıydı. Ünlü atasözü ne diyor:

"Cahil bırak, öyle yönet." Hasan Ali Yücel'in, İsmail Hakkı Tonguç'un ve arkadaşlarının ne yazık ki ancak on yıl süren çabalarını düşünmek hüzün vericidir. O büyük atılım bugüne kadar gelişerek yaşatılsaydı.. on binlerce, yüz binlerce Makal'lar, Baykurt'lar, Apaydın'lar, Başaran'lar ve benzer­leri toplum savaşımızda yer alabilseydi ...

Bugün seçimlerden sonra haritamızın renkli yerleri üstüne konuşuyoruz. İşte şu bölge daha çok uyanmış, ama öteki bölgeler daha karanlıkta di­ye üzülüyoruz... Bir de Yücel'lerin, Tonguç'ların çizdiği yurt haritasına bakınca ne göreceğiz.. Köy Enstitülerinin yerleştirilmediği yurt toprağı kal­madığını... Kepirtepe, Arifiye, Kızılçullu, Ortaklar, Çifteler, Gönen, Aksu, İvriz, Düziçi, Hasanoğlan, Gölköy, Akpınar, Akçadağ, Pazarönü, Yıldızeli, Beşikdüzü, Pulur, Dicle, Erciş, Cılavuz!.. Tüm Tür­kiye'yi kaplayan aydınlık, kültür, bilim, sanat, ulu­salcılık, insan ve yurttaş sevgisi kaynakları, ocak­ları!..

Sevgili Mustafa Balbay'ın "Heyecan Yaşlan­maz" adlı yeni kitabındaki "Köy Enstitüleri" yazı­sını okuyorum: "Toplumu aydmlatmak, yönet­mekten zordur" diye başlamış, yetmiş yıl önce atılan uygarlık adımlarının öncüsü Hasan Ali Yücel'in şu sözleriyle bitirmiş:

"Bir kişinin atacağı dev adımları değil, bin kişinin atacağı insan adımlarını özlüyorum ... "

* * * * * * * * * *  

KAYNAK: OKTAY AKBAL, (Cumhuriyet - 16 Nisan 2009)


Köy Enstitüleri - Özgürleşme Eylemi / Mehmet BAŞARAN

Köy Enstitüleri Özgürleşme Eylemi / Mehmet BAŞARAN

" insanoğlunun kazanacağı en büyük zafer, korkuyu yenme­siyle elde edilecek zaferdir" der, Köy Enstitülerinin kurucu­su İsmail Hakkı Tonguç "Canlandırıla­cak Köy" adlı yapıtında. Korkuları yene yene, zorbalardan zorbalıklardan kurtula­rak günümüze doğru gelmiyor bu insan? Korkuları yene yene bilimi, sanatı, uygar­lığı yaratmadı mı? Yeniden Doğuş (Rönesans), Aydınlanma dönemi, Fransız Devrimi, nice yiğitliklerle kazanılan, ya­şamı yeni aşamalara ulaştıran yengiler... İç korkuları, dış korkuları yenmeden ulaşı­labilir mi özgürlük, eşitlik, hoşgörü, insanca paylaşım gibi evrensel değerlere ... Ger­çekleştirilebilir mi halk yönetimi? .. Yaşa­mak, korkuyla savaşım bugün de. Yeni zor­balar, egemenler, kapitalizm, korkuya yas­lanarak, yeni korkular üreterek sürdürüyor egemenliklerini.

Bir yurtsever: Tonguç

Toplumumuzu köleliklerin her çeşidin­den kurtarmayı, eğitimi sürekli özgürleş­me eylemine dönüştürmeyi amaçlayan bir büyük eğitimci Tonguç, hazır düşüncele­rin, çözümlerin, Tanzimat öykünmeciliği­nin üstüne çıkarak yaratıcılığa ulaşmış. Kur­tuluş savaşçısının kanıyla haritasını çizdi­ği Anadolu'ya dört elle sarılmış bir yurt­sever. Dünya eğitimine katkı sayılan yaşamı eğitim ortamına, özgürleşme eylemine dönüştüren Köy Enstitülerinin, eğitim imecelerinin yaratıcısı.

"Yaşamın amacı, ileri millet olarak yaşamaktır, ortaçağ hayatından farksız geri bir hayata razı olan insan kalaba­lığıyla çağımız uygarlığına katılamayız, diri millet haline gelemeyiz..." İleri uluslann geri bir yaşama razı insan kala­balıkları olmaktan nasıl kurtulduklarını, hangi aşamalardan geçtiklerini çok iyi in­celemiş, kendi toplumsal, ekonomik ko­şullarımıza göre toprağımızı, insanımızı en iyi şekilde değerlendirecek eğitim dizgesini yaratmış ...

Bir yerden bir yere ulaşmanın çok zor ol­duğu dönemde, 61 il, 305 ilçe, 9150 köy gördükten sonra yazmış Canlandırıla­cak Köy adlı yapıtını. Bilimin yol göstericiliğiyle eğilmiş konusuna: "Diri millet olma", "canlanma", "canlandırma" onun eğitim anlayışının temel kavramları. Anadolu insanı, yüzyılların sömürüsü, baskısı altında ezgindir; yağmacılık, saldırı, zaptiye, ağa korkusuyla yılgındır. Geri üre­tim yaşamının, toplumsal bellekteki boşi­nanların tutsağıdır.

Köy Enstitülerinin doğuşu

Acıları ağıda; özlemleri, bozlağa dö­nüşmüştür. Yazgı saymaktadır çekisini çilesini. Bir korkular sarmalında ölgündür. Onu uyandırmak, korkusuz baskısız dü­şünen, arayan, bilgiyle, bilinçle daha bol üreten, ürettiklerinin bölüşümünü denet­leyen, kendi kendini yönetebilecek aydın­lığa ulaştıran bir yetişme yolu tutmak ge­rekti.

İşte, üretim yaşamını eğitim ortamına dönüştüren, işçilikle öğrenciliği birleştiren, eğitimde sürekliliği, yaygınlığı, gelişen yaşama uyan esnekliği gerçekleştiren Köy Enstitüleri bu düşünceden doğdu:

Sonra sen geldin nisanlar geldi

Durdu o içimize akıttığımız kan

Yenilendi gücümüz bembeyaz

Köyler bebesi halk babası

Bize çalışmaya başladı tarlalar

İkinci Dünya Savaşı ortamında, yirmi bölgesinde Anadolu'nun gelmez denilen su­ları getiren, yanmaz denilen ışıkları yakan, bomboz kırları göverten, doğaya, insana ye­ni değerler katan üretici yaratıcı yaşam imeceleri... Kendini, çevrelerini değiştiren in­sanların özgürleşme eylemi... Bilgiyi işe, esere çevirmek... Toprağın, insanın uyanışı, canlanışı...

Şöyle der, yöneticilere yazdığı mek­tupta Tonguç:

"Enstitülerde bisiklet, motosiklet kul­lanma işini, bir müzik aracı çalmayı, şar­kı söylemeyi, milli oyunlar oynamayı herkes öğrenmelidir. Tüm zorluklarına karşın, kız-erkek yaşamın çeşitli işleri­ne, eğlencesine, acılarına, ortaklaşa ka­tılmalıdır. Bayağı olan her şeyden ka­çınmak, korunmak koşuluyla, kız-erkek yaşamı tümüyle yaşamalıdır."

Aydın kimliği

"Yaşamı tümüyle yaşamak" korkuları içten yenmek, canlanmak, görünmez ol­muş zincirleri kırmak, insanca özlemleri gerçekleştirmek değil midir? Kolay mıdır insanın değişmesi, sürekli kendini yenile­mek, aşmak, ekin, sanat dünyasına açıl­madan?..

Sürekli okumak, değerli yapıtların ha­vasını solumak, içine sindirmek gerekir. Tonguç, yüzyılların açığını kapatmak is­tercesine her enstitülünün sağlıklı bir oku­ma alışkanlığı edinmesini ister. Kitap, ek­mekle bir tutulacaktır; özgür okuma saat­leri çok iyi değerlendirilecektir. İnsan, içinden aydınlanarak, düşünceleri özüm­leyerek korkuları yener, özgürce düşüne­bilir, aydın kimliğine kavuşur ...

"Serbest okumaya değer verilmeyen eğitim kurumlarında kitap yakan, kitaplıklara kilit vurabilen, öğrencileri eşkıya takip eder gibi kovalayan gaddar kara cahiller peydah olur. Hoşgörüden eser kalmaz, hafiyelik makbul hizmet­ler arasında yer alır. Müstebitler kah­raman kesilir.

Böyle eğitim kurumu, geriliğe bütün kapılarını açar, cumhuriyete hizmet eden bir kurum olamaz, bilakis onu te­melinden yıkan bir araç haline gelir." (Canlandırılacak Köy s. 643) Öyle de olmadı mı?..

Korkuyu yenmek,

Köy Enstitülerini kapatanlar, egemen­liklerini korkuya yaslanarak, korkular üre­terek sürdürenler, önce kitaplıklara kilit vur­madı mı? 12 Martlar, 12 Eylüller, ülkeyi korku toplumuna dönüştürmedi mi?

Bugün de, Uğur Mumcu'nun dediği gi­bi: İdeolojide tam bağımsızlık, eğitimde Köy Enstitüleri, özgürleşme eylemi ...

* * * * * * * * * * 

KAYNAK: Mehmet BAŞARAN, ( Cumhuriyet, 17 Nisan 2009 )