19 Kasım 2022 Cumartesi

Zaman Tünelinden esintiler - 11: Büyük öğretmen boykotu sonrasına dair bazı değerlendirmeler - 2

 

Büyük öğretmen boykotu sonrasına dair bazı değerlendirmeler

Boykot sonrasında tartışılan konulardan biri, boykota katılmayanların durumuydu. TÖS yönetimi bu konuda hoşgörülü olma yanlısıydı:

“I) BOYKOTA KATILMAYANLAR NE OLACAK?
“Bazı şubelerimizden Genel Öğretmen Boykotuna katılmayan üyelerin sendikadan çıkarılarak
cezalandırılması yolunda birbirini izleyen öneriler gelmektedir.
“İlk bakışta haklı bir yönü görülebilen bu öneriler karşısında Genel Yürütme Kurulumuz konuyu görüşerek bir karara bağlamıştır. Boykota katılmayan üyelerin Sendikadan çıkarılarak cezalandırılması doğru değildir.
“Eğitim tarihimizin ilk toplu eylemi olan ve öğretmenlerimiz açısından başarı ile sonuçlanan Genel Öğretmen Boykotuna katılmayan üyelerin durumu bu seferlik hoşgörü ile karşılanmalıdır. Bu arkadaşların çıkarılması bizi güçlendirmek yerine karşımızdaki güçlerin biraz daha büyümesine yol açabilir. Bu arkadaşlar zaten gereği kadar mahcup olmuş bulunuyorlar. Bizim görevimiz bunları cesaretlendirmek ve gelecekleri eylemlerimize kendilerini aramıza alabilmek olacaktır.
“Buna göre davranılması şube yöneticilerinin görevidir.

“II) BOYKOT ÖTESİ EYLEMLER:
“Genel Öğretmen Boykotu görünüşte hükümet üzerinde uyarıcı bir etki yapmamıştır. Öne sürülen öğretmen isteklerinin dikkate alındığını gösteren belirtiler yoktur. Bu yüzden bazı bölgelerde öğretmenlerimiz grup grup yeni davranışlar gösteriyorlar ve daha genel eylemler için Yürütme Kurulumuza önerilerde bulunuyorlar.
“Genel Yürütme Kurulu her türlü bilgiyi ve durumu dikkate alarak konuyu Şubat 1970 içinde toplanacak
olan Genel Yönetim Kuruluna götürmek zorunluluğunu duymaktadır.
“İleride genelleşebileceği ümidi bulunsa bile parça bölük çıkışların kamuoyu önünde öğretmenin büyük
gücünü sarsacağı her zaman hatırda tutulmalıdır.
“Bu bakımdan öğretmenlerimizin ya da şubelerimizin Genel Merkezden habersiz disiplin dışı sayılabilecek davranışlardan dikkatle kaçınmalarını beklemekteyiz.” 
(TÖS Gazetesi, Sayı 46, 15.1.1970. 

Büyük Öğretmen Boykotu ile ilgili olarak Hürrem Arman, İ.Safa Güner, Osman Nuri Koçtürk, M.Nuri Ayvalı ve diğer bazı kişilerin değerlendirmeleri için bkz. İmece Dergisi, Sayı 105, Ocak 1970; Feyzullah Ertuğrul’un “Öğretmen Boykotu ve Ötesi” yazısı için bkz. Emek Dergisi, Sayı 19, 12 Ocak 1970; 

Ali Bozkurt’un boykota ilişkin gözlemleri ve savunmasının tam metni için bkz. Bozkurt, A., Anılar 2, 2000, s.38-50.)

TÖS’ün Büyük Öğretmen Boykotu sonrasında kabul edilen 29.7.1970 gün ve 1318 sayılı Finansman
Kanunu ile memur aylıklarında önemli bir artış sağlandı. Devlet Planlama Teşkilatı verilerine göre,
1963 yılı fiyatlarıyla net gerçek memur aylığı 1969 yılında 745 lira iken 1970 yılında 1253 lira oldu.
(DPT Sosyal Planlama Başkanlığı, Memur, İşçi ve Emeklilerin Nominal Ücret Serileri (1963-1987),
DPT:2119-SPB:411, Ankara, 1988, s.2, 18, 26, 28.)

Ancak TÖS, bu mücadeleci çizginin bedelini, 12 Mart 1971 Darbesi sonrasında ödedi. Bu dönemde DİSK hakkında dava açılmazken, TÖS yönetici ve üyeleri büyük eziyetler yaşadı. Ayrıca, 1971 yılı Eylül
ayında Anayasa değiştirilerek, memurların sendikalaşma hakkı kaldırıldı ve sendikalaşmalarını
yasaklayan özel bir hüküm getirildi.

12 Mart 1971 darbesinin ardından TÖS yöneticileri ve 3.500 dolayında TÖS üyesi gözaltına alındı ve işkence dahil kötü muameleye maruz bırakıldı.

TÖS’ün 185 yöneticisi ve üyesi hakkında Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesi’nde
dava açıldı. İddianameyi, Hâkim Kd. Yzb. Baki Tuğ hazırladı. Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı 2 no.lu
askeri mahkemesi, 26.12.1972 tarihinde 59 sanık hakkında çeşitli hapis cezalarına hükmetti. Genel
Başkan Fakir Baykurt, Genel Başkan Yardımcısı Dursun Akçam, Genel Sekreter O. K. Akol, Yürütme
Kurulu üyesi Veli Kasımoğlu 8 yıl 10 ay 20 gün ağır hapis cezasına çarptırıldı. Duruşma hâkimi Zeki Eğin bu karara muhalif kaldı ve TÖS’e yöneltilen suçlamaların hiçbirinin gerçekle ilgisinin olmadığını belirtti. Sanıklar karara itiraz ettiler.
Askeri Yargıtay 19 Temmuz 1974 tarihli kararında yerel mahkeme kararını bazı sanıklar için bozdu.
Yerel mahkeme yeniden karar verdi. Konu yeniden Askeri Yargıtay’a gönderildi. Askeri Yargıtay, 13
Nisan 1976 tarihinde TÖS davasının tüm sanıkların aklanmasıyla sonuçlanmasına karar verdi. (Akgöl,
H., Türkiye Öğretmenler Sendikası 1965-1971 (Kuruluşu, Etkinlikleri, Sorunları), Yükseklisans Tezi,
Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Haziran 1981, s.75-76)
TÖS ve Büyük Öğretmen Boykotu, Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi tarihindeki saygın
yerini günümüzde de korumaktadır.

* * * * * * * * * *

Kaynak:https://www.yildirimkoc.com.tr/usrfile/1614062187b.pdf

* * * * * * * * * *

Zaman Tünelinden esintiler - 10 : Büyük öğretmen Boykotuna dair bazı değerlendirmeler / Fakir Baykurt

 

Büyük öğretmen Boykotuna dair bazı değerlendirmeler / Fakir Baykurt

Fakir Baykurt boykotun üzerinden bir yıl geçtikten sonra yaptığı bir değerlendirmede TÖS ve İLKSEN tarafından gerçekleştirilen Büyük Öğretmen Boykotu, Türkiye işçi sınıfı ve sendikacılık hareketi tarihinin en önemli eylemlerinden biridir, ilk başarılı genel grevdir. Ancak bu eylem, başlangıçta gündeme getirdiği taleplerin gerçekleştirilmesini sağlayabildi mi? Bu sorunun yanıtını Fakir Baykurt boykotun üzerinden bir yıl geçtikten sonra yaptığı bir değerlendirmede şöyle vermektedir: “110.000 öğretmen boykot yaptık, somut bir sonuç alamadık. Grev hakkımızı vermediler. Personel Kanunu gene bildikleri gibi çıktı. Ve intibaklar çelişik, dolaşık! Evet! Fakat halkımız da boykota başladı. Köklü çözüm onun yenilmez gücüyle sağlanacaktır. Bizim çıkarımız, halkın çıkarlarıyla bitişik ve kaynaşık. Halkın davası başarıya erdiği gün, halk öğretmenleri olan TÖS üyeleri, toplumun en seçkin saygı ve sevgisine kavuşacaklardır. Maddi ve sosyal istekleri ancak o zaman kolaylıkla ve tamlıkla karşılanacaktır. Geçen yıl uyguladığımız Genel Öğretmen Boykotu’ndan çıkarabileceğimiz başlıca sonuç ve deney şudur bence: Boykot: Evet, fakat tek başımıza değil, Halkımızla birlikte! Boykot: Halk Boykotu!...” ( TÖS Gazetesi, Sayı 68, 15.12.1970)

Fakir Baykurt, Büyük Öğretmen Boykotu’nun hemen arkasından yayımlanan TÖS Gazetesi’nin 1 Ocak 1970 tarihli sayısında yaşananları şöyle değerlendiriyordu:

“Boykottan bizim çıkarmamız gereken derslere gelince:

“Boykot bitmiştir, fakat öğretmenin devrimci meslek savaşı bitmemiştir. Bilelim ki, bundan sonrası daha
çetindir. Meslek içi örgütlenmeyi ve meslek dışı ilişkileri sıkılaştırmak gerekir. Şube yönetim kurulları bütün okullardan, köy gruplarından birer temsilci şubelerle bağlantılarını geliştirmeli, Genel Merkez ve Şube ilişkileri de ağlamlaştırılmalıdır. İstek, öneri ve eleştiriler en çabuk yoldan gelip gitmelidir.
“En önemlisi halkla olan bağlantılardır. Öğretmen lokalleri kapalı kulüp biçiminden ve sadece oyun yeri olmaktan hızla çıkarılmalıdır. Lokallerimize gelen herkes, bizden en yüksek saygıyı ve ilgiyi görmelidir.

Buralarda toplum ve yurt sorunları tartışılmalı, oyun, içki, kumar içeri bile sokulmamalıdır. Bazı yerlerde halkın öğretmene bu kadar hasım hale getirilmesi karşısında, gruplar halinde halkın evlerine gidilmeli, vaktiyle eğitimsiz bırakıldıkları için bugün kolayca kandırılan yurttaşlarımızın, bundan sonraki eylemlerimizde, halk düşmanlarının isteklerine araç olmalarını istemiyorsak, onları eğitim ve bilimin ışığına bir an önce kavuşturmalıyız. Öğretmenlerin gerçek halk dostu, temiz yurt çocukları olduğu, yani gerçeğin ta kendisi bu yurttaşlarımıza bir an önce ve iyice anlatılmalıdır. Binlerce köyde, kasabada tek halk aydını olan öğretmenin lokalde oturmakla geçirilecek tek dakikası yoktur. Dakikalar gerçekten altındır.” (TÖS Gazetesi, Sayı 45, 1.1.1970)

Eylemin hemen arkasından kıyım başladı. TÖS de açığa alınan öğretmenlerle dayanışma kampanyası açtı. Yapılan açıklama şöyleydi: “Boykot yüzünden açığa alınan yüzlerce TÖS’lü ve örgütsüz öğretmenlerin Ocak 1970 yılı maaşları TÖS Genel Merkezince eksiksiz olarak ve zamanında
ödenmiştir. Açığa alınan öğretmenlerin görevlerine dönünceye kadar maaşları TÖS tarafından
verilecektir. Bu amaçla ‘TÖS Dayanışma Komitesi’ kurulmuştur. Yurdun dört bir yanından ‘Dayanışma
Kampanyası’na yardımlar gelmektedir. Öğretmenler, öğrenci velileri, işçiler, köylüler ve çeşitli devrimci kuruluşlar katılmaktadır. TÖS Öğretmen Dayanışma Kampanyasına katılanlar yardımlarını Ziraat Bankası Ankara Yenişehir Şubesinde 25700 sayılı hesaba yatırmaktadırlar. 
(TÖS Gazetesi, Sayı 46, 15.1.1970)
* * * * * * * * * *
* * * * * * * * * *

Zaman Tünelinden esintiler - 9 : TÖS tarafından sorgular için hazırlanan savunma metni / Yıldırım Koç

 

TÖS tarafından sorgular için hazırlanan savunma metni / Yıldırım Koç

TÖS, boykot dolayısıyla yapılacak sorgulara karşılık verilecek ifadeyi hazırladı ve yayınladı:
“SAVUNMADIR:
TÖS, boykot dolayısıyla yapılacak sorgulara karşılık verilecek ifadeyi hazırladı ve yayınladı:

“SAVUNMADIR:

“Türk öğretmenlerinin temsilcisi olan iki büyük öğretmen Sendikası,
Öğretmenlerin çeşitli meslek ve özlük sorunlarını çözümlemek amacıyla 4 gün süreli bir UYARMA BOYKOTU YAPILMASINA karar vermiştir. Ben de bir öğretmen olarak sözü geçen ve bugüne kadarki bütün çabalarımıza rağmen çözüme bağlanmamış olan mesleki ve özlük sorunların baskı ve bunalımı içinde
bulunduğumdan boykota katıldım.
“Şu nedenlerle hareketimin suç olmadığı inancı içindeyim:

“1) Hukuk, yalnız kanunlardan ibaret değildir. Kanun hükümlerini, hukuk düzeninden kopararak başlı başına yorumlamak mümkün olamaz. Kanunların, Anayasa düzenimizin
çerçevesi içinde, yani Anayasanın sözüne ve ruhuna uygun olarak uygulanmaları gerekir.
“Anayasamızın, 2. maddesi Cumhuriyetin sosyal devlet niteliğini belirtmekle yetinmemiş, 4. maddede iktisadi, sosyal, kültürel hayatın, bütün vatandaşları insan haysiyetine yaraşır yaşama şartlarına kavuşturma amacıyla düzenlenmesini emretmiştir. Öğretmenlerin büyük bir kısmı, toplumun bile altındaki bir yaşama düzeyi içinde sürünmektedir.
“Anayasamız, Hukuk Devleti İlkesini benimsemekle yetinmeyerek, 114, 118 ve 119. maddelerinde tarafsız
idare prensibini ilan ettiği halde, Atatürkçü ve milli bağımsızlıktan yana olan en değerli öğretmenlerin,
partizan bir zihniyetle Anayasaya ve kanunlara aykırı düşecek surette iktidarca cezalandırıldığı inkâr
edilemeyecek bir gerçektir. En yüksek idari mahkeme olan Danıştay’ın bu konularda verdiği kararlar Anayasanın 132. maddesi de hiçe sayılarak, doğrudan doğruya veya dolaylı olarak kâğıt üstünde
bırakılmakta ve böylece Hukuk Devleti ilkesi öğretmenlerin zararına zedelenmektedir.

“2) Demokratik bütün ülkelerde kişi ile devlet arasında pek önemli bir varlık olarak kabul edilen ve
Anayasanın 45. maddesinde benimsenen sendikaların, mesleki alandaki faaliyetlerine ve yetkilerine önem verilmesi ve iktidarın meslekle ilgili her adımda bu kuruluşlarla sıkı bir ilişki içinde bulunması, demokrasinin ve Anayasa düzenimizin kaçınılmaz bir ilkesidir. İktidarın, yüz binden fazla öğretmeni temsil eden iki öğretmen sendikasını, akıl almaz bir inat ve ısrar içinde hasım sayıp onlarla sadece mücadele içinde bulunması ve hele yetmiş bin kişilik bir sendikanın başkanını Ankara dışına atayabilmek niyetiyle mahkeme kararlarına dahi saygı göstermemesi, hukuk esaslarını temelinden baltalayan bir davranıştır.

“3) Anayasamız Milli Devlet ve Atatürk milliyetçiliği ilkesini benimsemiş ve 50. maddesinde milli eğitimi bütün halk için sağlanması gereken bir hizmet olarak ilan etmiş ve nihayet 4. maddede eğitimin iktisadi ve sosyal kalkınmaya hizmet edecek bir biçimde düzenlenmesi gereğini belirtmiştir. Oysa Türk çocuklarının ve gençlerinin topluma faydalı ve milli eğitime kavuşturulamadığı ve geniş kitlelerinin eğitim imkânlarından
tamamen yoksun bırakıldığı ve böylece ilgili Anayasa hükümlerinin yine de kâğıt üzerinde kaldığı inkâr edilemez. (Gazetedeki metinde cümle bu biçimde bozuktur,Y.K.) Kültür emperyalizminin öncüleri olan barış gönüllülerine ilişkin anlaşmanın, Anayasaya aykırı bir biçimde Meclis’den geçirilmiş bulunduğu da hukuki bir olgudur.

“4) Anayasa ilkeleri yalnız öğretmenlerin değil, milli eğitimin ve halkın zararına olarak zedelendikçe, yüz bin öğretmenin haklarını savunan ve milli eğitim davasının doğal bekçisi durumunda olan iki öğretmen Sendikasının, iktidarı uyarma ödevlerine devam etmemesi kendilerine düşen görevden kaçınarak davalarına ihanet etme anlamına gelirdi. Bundan önce yıllarca süren sayısız uyarmanın hiçe sayılması baskıların ve
gittikçe artması karşısında, Anayasanın ruhuna ve demokratik usullere tamamen uygun düşen pek ölçülü pasif bir direnişi, hukuku zedeleyen bir davranış olarak nitelendirmeğe imkân yoktur.
“Bu nedenlerle, hakkımda uygulanmak istenen kanun maddesi Anayasaya aykırı olduğundan konunun
Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesini istiyorum.

“5) İktidarın, öğretici boykotları ve işgalleri ve –yine Devlet Memuru olan- Asistanların boykotları
karşısında gösterdiği olumlu anlayışı, uyarı görevini yerine getirmek için elinde başka imkân kalmayan öğretmen kuruluşlarının bu medeni tepkileri karşısında da göstermesi, aynı zamanda Anayasamızın eşitlik prensibine de uygun olacaktır.

“6) Ben kanun hükümlerini ihlâl etmek kastiyle değil, yukarıda açıkladığım mesleki ve özlük sorunlarımın çözümlenmesi amacıyla hareket ettim. Ayrıca hiç kimseyi bu yönde tahrik ve teşvik de etmiş değilim.

“İfadem bundan ibarettir.
“İMZA

“Not. Bu tip SAVUNMA hem adli ve hem de idari soruşturmalarda ifade olarak verilecektir. Ancak idari
soruşturmalarda bu ifadeye aşağıdaki madde eklenecektir.

“7) Suçlanmakta olduğum eylem sendikal bir eylemdir. Sendikal eylemlerden ötürü soruşturma açmaya
yetkili merci C.Savcılığıdır. İdarenin bu konuyu C.Savcılığına intikal ettirmesi gerekir.

“İfadem bundan ibarettir.

“İMZA” ( TÖS Gazetesi, Sayı.45, 1.1.1970. Ali Bozkurt’un 8 Aralık 1970 günü Ankara 9. Asliye Ceza

Mahkemesi’nde yaptığı savunmanın tam metni için bkz.Bozkurt,A., 12’den 12’ye, Anılar-2, Eğitim-Sen Yay., Ankara, 2000, s.41-50)

Yapılan soruşturma ve yargılamalarda çok sayıda takipsizlik ve beraat kararı alındı. Bazı okullarda da öğrencilerden aktif destek geldi. Öğrenci velilerinin önemli bölümü de boykotu destekledi; en azından anlayışla karşıladı. 

Talip Apaydın yıllar sonra bu konuda şu değerlendirmeyi yapıyordu:
“Katılım fazla olmasaydı harcanırdık gerçekten. Ama haklı şikayetlerimiz ve katılımın fazla olması, kamuoyunun bizi desteklemesi kurtardı bizleri. Unutulmaz bir olaydır dört günlük öğretmen boykotumuz.” ( Apaydın, T., “Dört Günlük Öğretmen Boykotu,” Eğitim ve Yaşam Dergisi, Sayı 16,
s.94)
* * * * * * * * * *
* * * * * * * * * *


Zaman Tünelinden esintiler - 8 : BOYKOTUN FATURASI VE KAZANCI / Yıldırım Koç

 

BOYKOTUN FATURASI VE KAZANCI / Yıldırım Koç

Bu tarihte TÖS’ün üye sayısı 70 bin civarındaydı. İLK-SEN’in üye sayısı ise 10 binin altındaydı. Dört 
günlük Büyük Öğretmen Boykotu’na 109 bin öğretmen katıldı. Bunların 88 bini bu eyleme dört gün süreyle katılırken, 12.100’ü ilk gün katılmayıp, daha sonraki üç gün eylemdeydi. 9.500 öğretmen ise birinci gün boykota katılmasına karşın, diğer günler eylemde yoktu. Boykota hiç katılmayan öğretmen sayısı ise 47 bindi. Eyleme katıldıkları için 50.300 öğretmen hakkında kovuşturmaya gidildi. Bunların 19.250’si takipsizlikle sonuçlandı. 2.118 öğretmen açığa alındı. 65 öğretmen bakanlık emrine alındı. 45.520 öğretmene maaş kesimi cezası, 3.900 öğretmene kıdem indirimi cezası verildi. 590 öğretmen bir başka ile sürgün edildi. 6.600 öğretmen ise il içinde bir başka yere atandı. 400 müdür görevden alındı. 1200 öğretmene derece indirme cezası verildi. 11 kişi ihraç edildi. (Aksoy, M.-Alican, C.-Arman,
H.-Koçtürk, O.N.-Talas, C., Öğretmen Boykotu, TÖS 2. Devrimci Eğitim Şurası geçici baskısı, Ankara,
1971, s.32-33. Büyük Öğretmen Boykotu ile ilgili olarak bkz. Baykurt, F., a.g.k., 2000, s.326-348;
Aksoy, M., Devrimci Öğretmenin Kıyımı ve Mücadelesi, 2 cilt, Ankara, 1975; Eğitim ve Yaşam Dergisi,
TÖS’ün Büyük Öğretmen Boykotu’nun 30. Yılı Özel Sayısı, Kış 1999; Ertuğrul, F.. Genel Öğretmen
Boykotu ve Öğrettikleri, Mülkiyeliler Birliği Dergisi, Cilt XX, Sayı 188-189, Şubat-Mart 1996, s. 31-53.)

TÖS, boykot nedeniyle açığa alınan veya görevden el çektirilen öğretmenlerin ücretlerini ödedi.
* * * * * * * * *
* * * * * * * * *

Zaman Tünelinden esintiler -7 : BOYKOT BAŞARIYLA SONA ERDİRİLİYOR(18 Aralık 1969) / Yıldırım Koç

 

BOYKOT BAŞARIYLA SONA ERDİRİLİYOR(18 Aralık 1969) / Yıldırım Koç

Büyük Öğretmen Boykotu, daha önce ilan edildiği gibi, 18 Aralık 1969 tarihinde sona erdirildi.
Boykot Merkez Komitesi adına TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt ve İLK-SEN Genel Başkanı Kenan Keleş
imzasıyla 18 Aralık 1969 günü yayınlanan 2 no.lu bülten aşağıda sunulmaktadır:

“GENEL ÖĞRETMEN BOYKOTU BİTMİŞTİR:
“Örgütlerimizin kararlaştırdığı ve ortaklaşa yönettiği dört günlük genel öğretmen boykotu bugün saat
17.00’de bitmiştir. Anayasa çerçevesi içinde, demokratik bir anlatım biçimi olarak düzenlenen ve yürütülen bu uyarı boykotu; hükümet yetkililerince gereği kadar anlaşılmamış olsa bile, kamuoyu tarafından çok iyi anlaşılmıştır. Eğitim hizmetinin ve onu yürüten öğretmenlerin, toplumun genel hayatındaki önemini iyi kavrayan kamuoyu, bundan böyle yetkililer üzerinde baskısını daha çok duyuracak ve genel yurt sorunlarının bütünü içinde eğitim sorunlarının çözümlenmesini daha belirgin bir istekle soracaktır.

“15 Aralık Pazartesi sabahı başlayıp bugün saat 17.00’de sona eren boykotumuz boyunca öğretmenler, bütün yurtta Anayasaya, demokratik saygı kurallarına, sendikal disipline ve meslekî dayanışmaya uyarak çok
değerli bir örnek ortaya koymuşlardır. Türk Eğitim Tarihinin bu ilk büyük eyleminde öğretmenlerimizin bilinçli ve olgun davranışları; aynı zamanda onların demokrasi düşmanı yada anarşi isteklisi olmadıklarını çürütülmez bir sağlamlıkla ortaya koymuştur. Yurt ölçüsünde geniş ve dört gün gibi bir süre içinde böyle olgun bir davranışı gördükten sonra, öğretmenlerimize demokrasi düşmanı yada anarşi isteklisi olduklarını söylemek zorlaşacaktır.

“Örgütlerimiz, birleşik olarak, yurt sorunlarının bütünü içinde, eğitim ve öğretmen sorunlarının
çözümlenmesi konusunda çalışmalarını hızla sürdüreceklerdir. Örgütlerimiz, öğretmen isteklerinin kabul 
edilmesi için gerekli bütün çalışmaları yapma kararından dönmeyeceklerdir. Boykotumuz boyunca öğretmenlerimize yapılan idarî, politik ve her türlü baskıların ve kaba kuvvet zorlamalarının hesabını yarına
bırakıyoruz.

“Bütün yurtta ve bütün okullarda, 19 Aralık 1969 Cuma sabahından itibaren bırakılmış olan dersleri
yeniden başlatacağımızı, bir sefer daha kamuoyuna açıklarız.”
* * * * * * * * *
* * * * * * * * *


Zaman Tünelinden esintiler - 6 : BÜYÜK ÖĞRETMEN BOYKOTU BAŞLIYOR(15 Aralık 1969) / Yıldırım Koç


BÜYÜK ÖĞRETMEN BOYKOTU BAŞLIYOR(
15 Aralık 1969) / Yıldırım Koç 

15 Aralık 1969 günü başlatılan boykot sırasında TÖS Genel Merkezi’nde Veli Kasımoğlu’nun
başkanlığında bir boykot izleme kurulu oluşturuldu. Gelen tüm bilgiler bu birimde düzenlendi ve
analiz edildi.

Boykotun ikinci günü olan 16 Aralık 1969 günü İstanbul’da Yıldız Devlet Mimarlık ve Mühendislik Akademisi öğrenci Battal Mehetoğlu faşistler tarafından öldürüldü. Bu cinayet birçok okuldaki boykotlarla protesto edildi. Boykot sırasında ilginç destekler sağlandı. Örneğin, Fakir Baykurt bu tarihte Fevzipaşa’da sürgündü. O tarihlerde şehirlerarası telefon görüşmeleri çok zordu. TCDD çalışanları, Haydarpaşa ve Ankara Garı özel santrallerinden haberleşme olanağı sağladılar. PTT çalışanları da haberleşmede yardımcı oldu.

Gültekin Gazioğlu bu süreci şöyle anlatıyordu: “1969-70 öğretim yılı gergin bir ortamda başladı.
Aralık başında Erzurum öğretmenleri işi bıraktılar. Bu kıvılcım, zaten istim üstündeki tüm bölgeleri
ateşledi. Çeşitli bölgelerde yerel inisiyatiflerle boykot komiteleri oluşturuldu . 
Genel Merkez zorlanmaya başlandı. Nihayet 15 Aralık’ta tüm Türkiye genelinde 4 günlük genel boykot başladı. Dört gün süre ile eğitim-öğretim büyük oranda durdu. İçişleri, Milli Eğitim Bakanlarının, Başbakanın boykot öncesi radyodan, çağrıları, tehditleri; vali ve kaymakamların baskıları para etmedi. (...) İşçi ve emekçi sınıflarımızın tarihinde ilk genel grevdi. (...) Boykot öncesi bölgemizde 60 kadar TÖS ve İlk-Sen Şubesini bir araya getirerek bir komite oluşturduk. Komite, 60 şube başkanının imzasını taşıyan Genel Merkezlere hitap eden bir mektup hazırladı.” (Gazioğlu, G., Roman Gibi, Anılar, Genişletilmiş 2. Baskı,
Eğitim-Sen Yay., Ankara, 2010, s.98-99) “Sendikalar okul müdürlerinin boykota girmesini yasakladığı için ben görev başında olacağım.” ( Gazioğlu, G., a.g.k., 2010, s.101)

Talip Apaydın’ın boykot sırasında bir yargıcın tavrına ilişkin anısı da şöyleydi: “Yargıçlardan biri
lokale uğradı, şöyle baktı duruma. Herkesin yanında söylemek istemedi belli ki, beni bir kıyıya çekti,
‘Korkmayın,’ dedi. ‘Siz bu işte haklısınız. Dava açılır da önüme gelirseniz, beraat ettiririm.
Arkadaşlarım da bu kanıdadır. Ama kimseye söylemeyin bunu.’ Gerçekten de sonradan dava açıldı ve biz Amasya’daki boykotçu öğretmenler beraat ettik.” ( Apaydın, T., a.g.k., 2012, s.205-206)

Boykot sırasında Boyabat’ta TÖS’e saldırı düzenlendi. “Yurt ölçüsünde geniş yankılar yapan Boyabat olaylarının, görevlerini kötüye kullanan kişiler tarafından çıkarıldığı kesinlikle anlaşılmıştır. Masum halkı, ona gerçekten hizmet edenlere karşı tahrik edenler, adaletin huzurunda bulunmaktadırlar.

“TÖS’ün kararı üzerine Boyabat’ta görevli 250 öğretmenden 230’unun boykota başlaması üzerine iktidar
mensubu resmî ve resmî olmayan kişiler derhal sindirme ve tedhiş hareketine giriştiler. İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu’nun en yakın dostu olan eski Demokratlardan tüccar ve Şoförler Derneği Başkanı Nazmi Güler,
yanında bazı resmî kişiler olduğu halde önce boykottan vazgeçilmesi için TÖS yöneticilerine karşı tehditlerde bulundu.
“Daha sonra A.P. yöneticileri de kendisine katıldılar. Bu tür kişilerden meydana gelme bir kalabalık tehditlerin fayda etmediğini görünce TÖS şubesine gelerek, hemen derslere başlanmasını emir verir gibi
söylediler. Bu emirleri de fayda etmeyince, ertesi gün bütün dükkânları zorla kapattırdılar. Halktan küçük bir topluluğu Belediye binası önüne topladılar. İlçenin Emniyet Amiri ile Tahrirat Kâtibi, toplanan kalabalığı TÖS
binası önüne getirdiler. Bu iki kişi, bir polisin de yardımı ile şube binası önünde TÖS tabelasını koparıp attılar.
Bu davranışları halkı tahrik edercesine yapılanlardı.
“Tahrikler dolayısıyla kalabalıktan bir kısmı binanın camlarını kırdı. Halktan bazı kişilerin bu hareketleri tasvip etmemesi üzerine TÖS binasından uzaklaşan kalabalık, tahrikçilerin öncülüğü ile Lise binasına yöneldi.
Ancak Lise binası jandarma tarafından güvenlik altına alındığı için buraya da kimse yanaşamadı. Bunun üzerine Emniyet Amiri kalabalığı TÖS’ün yayınladığı gazetenin basıldığı basımevine yöneltti. Basımevi binasının camları kırıldı ve sahibinin evine saldırılar oldu. İşin asıl üzücü yanı, kalabalığı tahrik edenlerin
arasında iki emekli öğretmenin bulunmasıydı.
“Olaylara adalet örgütü derhal el koydu. Çoğunluğu Adalet Partili olan 27 kişi hakkında gıyabî tutuklama kararı verildi. Bunlardan yedisi ilçe sınırları dışına kaçtığı için yakalanamadı. Toplanan kalabalık da 250-300 kişi kadar vardı.” 
( TÖS Gazetesi, Sayı 46, 15.1.1970. Ayrıca bkz. Aksoy,M., a.g.k., Cilt 1, s.612-615)
* * * * * * * * * * *
Kaynak:https://www.yildirimkoc.com.tr/usrfile/1614062187b.pdf
* * * * * * * * * * *

18 Kasım 2022 Cuma

Zaman Tünelinden esintiler - 5 : TÖS ve İLKSEN Boykot Komitesi Bildirisi(15.12.1969)


TÖS ve İLKSEN Boykot Komitesi Bildirisi(15.12.1969)


Daha sonra TÖS ve İLKSEN’in ortak boykot bildirisi yayınlandı. Bildiri, “TÖS ve İLKSEN Boykot

Merkez Komitesi Adına İLKSEN Adına Mahittin Çayır ve TÖS Adına Fakir Baykurt” imzalıydı.

“Kamu Oyuna ve Öğretmenlere!

“1) TÖS ve İLKSEN Genel Merkezleri, bütün yurtta ve bütün okullarda dört günlük bir ihtar boykotu kararı almıştır.

“2) Bu boykot, daha iyi bir Toplum ve Eğitim düzeni sağlamak içindir.

“3) Pazartesi sabahından Perşembe akşamına kadar öğretmenler okullara gitmeyeceklerdir. 15 ile 18 Aralık günleri arasında okullarda hiçbir eğitim, öğretim ve yönetim hizmeti yapılmayacaktır.

“4) TÖS ve İLKSEN Genel Merkezleri, birleşik eylem kararı almışlardır. Boykotu bu iki örgütün kurduğu
(Boykot Merkez Komitesi) yönetecek ve yürütecektir.

“5) Boykotun Amaçları Şunlardır:

“- Milli Eğitim Bakanı, Hükümetten yetki alarak, boykotçu öğretmenlerin resmî temsilcileriyle görüşmeye oturacak ve bir protokol imzalamaya razı olacaktır.

“- Bu protokolde, öğretmen isteklerinin kabul edildiği, ortaklaşa kararlaştırılacak süre içinde bunların gerçekleştirileceği ve kanunlaştırılacağı ifade edilecektir.

“6) Öğretmen İstekleri Şunlardır:

“- Bütün Milli Eğitimden yabancı uzmanlar ve Barış Gönüllüleri çıkarılacaktır. Çocuklara süttozu
verilmeyecektir.

7“- Öğretmenlerin, Eğitmenlerin ve Eğitimde hizmet gören herkesin maaşı, bugünkü hayat pahalılığını
karşılayacak seviyeye çıkarılacaktır. Bunun için halka vergi yüklenmeyecek, devlet maliyesi sömürülen ve heder edilen milyarlarla canlandırılacaktır.

“- Yedi yıldır toplanmayan Milli Eğitim Şûrası’nın toplanma gün ve biçimi, temsilcilerimizle görüşülerek ilân edilecektir.

“- ‘Milli Eğitim Mensupları Yardımlaşma Kurumu’ kanun tasarısı, temsilcilerimizin görüşü alınarak
yeniden hazırlanacak ve kanunlaştırılacaktır.

“- İdarenin sendikal çalışmalarından, düşüncelerinden ve kanunların suç saymadığı davranışlarından dolayı sürülmüş, çıkarılmış veya istifa zorunda bırakılmış bütün öğretmenler, örgütlerimizin verdiği listeye göre, eski yerlerine döndürülecektir.

“- Bundan böyle, Eğitim ve Öğretmen sorunlarının çözümlenmesinde resmî temsilcilerimizle görüşüp konuşmak ve çözüm getirmek usul olacak ve bu usul kanunlaşacaktır.

“- Anayasaya aykırı olan 624 sayılı Sendika Kanunu değiştirilecek, öğretmenlere grev dahil bütün
demokratik sendikal haklar verilecektir, grev, alın teri ve göz nuruyla geçinen herkes için kutsal bir haktır.

“- Bu boykottan dolayı hiç bir öğretmene idarî ceza verilmeyecektir. Aksi halde boykot süresiz olarak uygulanacaktır.

“Bakana Cevabımız:

“Milli Eğitim Bakanı, örgütlerimizin bu kararı üzerine Eskişehir’de bir demeç vermiştir. Bu demeçte söylediklerini geçerli saymıyoruz. Bakanın cevabı, şartlarımıza uygun olmalıdır.

“Bakan, bazı valiler, il, ilçe eğitim müdürleri idarî baskılar yapmaktadır. Bunlar bizim görmediğimiz baskılar değildir. Korkmuyoruz ve dört gün idareyi dinlemiyoruz. Öğretmen yerine vekil atayacaklarını söylüyorlar. Bu anlayış sakattır. Öğretmenin yeri ancak öğretmenle doldurulabilir.

“Boykot süresince Hükümet adına bir görüşme teklifi gelirse dikkate alacağız. Ancak protokol imza
edilmeden ve protokol radyoda okunmadan boykot durmayacaktır.

“Görüşmeler mutlaka TÖS Genel Başkanı Fakir Baykurt ile İLKSEN Genel Başkanı Kenan Keleş’in
katılmasıyla olacaktır.

“Sevgili Arkadaşlarımız;

“Bin bir bunalımın içindesin. Yaptığın eğitim seni, öğrencini ve halkı memnun etmiyor. Hepimiz bu yanlış, eşitsiz, kalitesiz ve körletici eğitimden bıktık. Başını kaldır ve bütün arkadaşlarınla kol kola gir. Bütün Türkiye’de tek gövde ve tek ses ol.

“Bil ki, savaşımız bu boykotla sona ermeyecektir. Boykot ötesine de kendini hazırla. Savaşımız, halkımızın bağımsızlıkçı, demokratik ve devrimci Türkiye savaşının mütevazı bir halkasıdır. Boykotumuz, bu savaştan tecrit edilemez. Boykotumuz, anlamını ancak bu savaş içinde bulur. Bunu unutma.

“Bil ki, 121 yıl içinde ilk defa meslekî şerefini ve gururunu ortaya koyuyorsun. Baskılardan ve tehditlerden korkma. Kimse sana dokunamaz. Tek değilsin, çoksun, güçlüsün.

“Boykotun başarılı olsun. Bütün savaşın başarılı olsun. Parolan: Başarana kadar.” 
(TÖS Gazetesi, Sayı 44, 15.12.1969)

* * * * * * * *